Bir Pueblo Kızılderilisi ya da Perulu bir İnka, #başarıyagidenyolengellerledoludur etiketiyle gönderiler paylaşıp duran bir Twitter kullanıcısının söylediklerine, onun dilini konuşsa bile bir anlam veremez. Ortadaki gerçekler çok, çok daha uğursuzdur. Daha fazlasını istemeye yönelik ortak arayışımızın altında yatan -ve bizi yeterliliğimize dair devamlı bir kuşku içerisinde bırakan- noksanlığa dayalı düşünce biçimi, ekonomimizin buna ihtiyaç duyduğundan sürekli aklımıza işlediği, toplumsal olarak ko-şullanmış bir mantalitedir.
Kendimizi yücelttiğimiz zaman, gerçek benliğimize gösterebileceğimiz hoşgörü azalır ve ona karşı öfke duymaya, kendimizden nefret etmeye ve elde edilmesi olanaksız beklentilerimizin sırtımıza bindirdiği yükün altında ezilmeye başlarız. Bunun sonucunda di-ğerlerine karşı hemen savunmaya geçeriz ve kusurlarımızın ortaya çıkacağından daha çok korkarız. Bu gibi korkular öz-değeri zayıflatarak kişinin sevgi arzusunun ve diğerlerinin
kültüre uymanın bir bedeli vardır: Bu da kültürümüzün yücelttiği kişi ile gerçekte olduğumuz kişi arasındaki içsel çelişkidir.
Dahası, ideal benliğimiz ile gerçek benliğimiz arasındaki uçurum ne kadar açılırsa, hissettiğimiz içsel çatışma ve kendimize yönelik yabancılığımız o kadar artar.