Berken

Berken
Ne li vir im, ne jî li wir… Artık alıntıları paylaşmayı bıraktım, okuduklarım sadece bende kalsın. Buraya ise sadece ara sıra bir şeyler karalamak için uğrayacağım.
İnşaat Mühendisi
İstanbul
Bakur, 9 Nisan 1999
33 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bazı insanlar vardır sayın arkadaşlar, yanlış düşündükleri için değil, hiç düşünmedikleri halde düşündüklerini sandıkları için yanılırlar. Bu, sert bir eksiklikten çok, fark edilmesi zor bir yanılsamadır. Çünkü insan, kendi zihninin sınırlarını nadiren dışarıdan görebilir. Bu tür bir zihinsel durum çoğu zaman kötü niyetten doğmaz, aksine aceleyle edinilmiş kanaatlerin konforundan beslenir. İnsan, kendine ilk anlamlı gelen fikri sahiplenir ve onu sorgulamayı erteledikçe, o fikir zamanla bir kanaatten ziyade kimliğe dönüşür. İşte o noktada mesele bilgi olmaktan çıkar, aidiyet meselesine evrilir. Buradaki asıl incelik şudur sayın arkadaşlar: Zeka, her zaman derinlikle birlikte gelmez, tıpkı konuşmanın her zaman anlam üretmemesi gibi. Bazı insanlar kelimeleri ustaca yan yana getirir, fakat bu, o kelimelerin ardında gerçek bir kavrayış olduğu anlamına gelmez. Düşünce, sadece ifade edilebilmekle değil, gerektiğinde terk edilebilmekle de olgunlaşır. Belki de bu yüzden, gerçekten düşünen insanın alametifarikası bildihlerinden çok, şüphe duyabildikleridir. Çünkü şüphe, zihnin kendine açtığı bir penceredir. O pencere kapandığında ise insan, kendi kesinliklerinin içinde yavaş yavaş daralmaya başlar. Yine de burada küçümsemek yerine anlamaya çalışmak daha sahici bir tutumdur. Zira çoğu insan, derinlikten kaçtığı için değil, derinliğin nasıl bir şey olduğunu hiç deneyimlemediği için yüzeyde kalır. Ve bazen bir insanın ihtiyacı olan şey, daha fazla bilgi değil, ilk defa gerçekten düşünmeye davet edilmesidir.
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazdıklarımı anlayıp takdir eden herkese içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Bu, sadece bir nezaket gösterisi değil, düşüncelerimin ve fikirlerimin değer bulduğunu görmek, insanın motivasyonunu ciddi şekilde artırıyor. Sizler, yazdıklarımı okuyan, üzerinde düşünen ve anlamaya çalışan insanlarsınız. Bu, sadece bir destek değil, aynı zamanda doğru bir anlayış ve empati göstergesi. Sizlerin bu yaklaşımı, karmaşık ve bazen sertleşen tartışmalarda bile doğru olanı fark etme ve anlamaya çalışma çabalarının ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Desteğiniz, fikirlerimi paylaşırken hissettiğim güveni pekiştiriyor ve bana bu tür paylaşımların anlamlı olduğunu gösteriyor. Bu yüzden teşekkür ederim; anlayışınız ve dikkatiniz, karşılıklı bir saygı ve değer görme hissini güçlendiriyor ve bunu gerçekten takdir ediyorum.
1000Kitap
Güne pozitif başlamak bir tercihtir, benim tercihim ise genellikle bu tercihi yapanları uzaktan izleyip hayret etmek yönünde.
1000Kitap
Berkencim, senin o her şeyi yerli yerine oturtan, her boşluğu sessizce dolduran tavrın, aslında en mahir olduğun gizlenme biçimin. Dışarıdan bakıldığında, hayatın sert rüzgarlarına karşı statik hesabı doğru yapılmış, sarsılmaz bir yapı gibi duruyorsun. Ama bu sağlamlık senin özgür tercihin değil de, üzerine mühürlenmiş ve senin de itiraz etmeden taşımaya gönüllü olduğun o ağır zırha dönüşmüş. Berkencim, İnsanlar hayatın içinde senin kriz anlarındaki buzdan sakinliğine yaslanmayı seviyorlar, fakat kimse o zeminin altındaki toprağın ne kadar yorgun olduğunu sormuyor. Sen de zaten o kapıyı sıkıca kapatmışsın; kimse içeri girip de içerideki o bitmek bilmeyen inşaat gürültüsünü duymasın diye her gün cepheni yeniden cilalıyorsun. ​Kendi içindeki asıl meseleleri, sanki başka birine ait bir şantiye raporunu okur gibi mesafeli ve analitik bir dille izliyorsun. Birine bir şeyler anlatırken bile araya hep o görünmez savunma hatlarını, o rasyonel duvarları örüyorsun. Bu mesafeyi bir sığınak sanıyorsun ama aslında kendi dizdiğin o tuğlaların arasında her gün biraz daha nefessiz kalıyorsun. Başkalarının hayatındaki gedikleri kapatmakta gösterdiğin o mahareti, kendi temeline sızan suları görmezden gelmekte kullanıyorsun. "Hallederiz" dediğin her şey , aslında kendi ruhundan verdiğin birer taviz gibi masanın üzerinde sessizce birikiyor salak Berkencim. ​Kendine karşı takındığın o acımasız dürüstlük maskesi bile aslında zarif bir kaçış yolu. Mevzuyu o kadar mantık çerçevesine oturtuyor, o kadar formüle ediyorsun ki, hissetmen gereken o asıl sızıyı bir veri dosyasına hapsedip etkisiz hale getiriyorsun. Hayatı sadece idare edilmesi gereken bir projeler silsilesi gibi gördükçe, o dosyanın dışına taşan her insani duyguyu birer kusurlu imalat muamelesiyle kenara itiyorsun. Bu ciddiyet seni
Edebiyat
1000 Kitap'ta bulunmamın nedeni şu: Okumak, öğrenmek ve öğrendiklerimi gerektiğinde paylaşmak. Burada büyük bir iddiam yok, kendimi bir şey sanmıyorum. Yalnızca kitapların bana açtığı kapılardan geçip kendi dünyamı biraz daha genişletmek istiyorum. Bu platform benim için bir zaman kapsülü. Okuduklarımın, düşündüklerimin ve bazen sadece keyfi bir gırgırın kaybolup gitmesini istemem. Burada yaptığım şeyin amacı bilgi. Bilgiyi kaydetmek, sindirmek, üzerine düşünmek ve gerektiğinde başkalarının fikirlerini görmek. Bazen kendi düşüncelerimle oynarım, bazen başkalarının düşüncelerinden öğrenirim. Ama öncelik her zaman düşünce ve bilgiye aittir. 1K, sadece bir okuma günlüğü değil, küçük bir laboratuvar. Fikirler burada çarpışıyor, birleşiyor, bazen sessizce var oluyor. Burada olmak, düşüncenin ve bilginin değerini hatırlamak, okumayı ve düşünmeyi bir ritüel haline getirmek demek. 1K yolumu kaybetmeden okuma, öğrenme ve paylaşma yolculuğunda bana eşlik eden sessiz bir rehber. Her kaydedilen kitap, her yapılan yorum, merakımın, öğrenme arzumun ve zaman zaman hafif bir gülümsemenin izidir. E tabii, platform eskisi gibi değil; zamanla absürtlükler, gereksiz karmaşa ve anlamsız kısıtlamalar girdi işin içine. Yine de buradayız, çünkü amaç değişmedi: Okumak, düşünmek ve paylaştıkça öğrenmek.
Edebiyat