Ve bir mucize gibiydin sen
Ben peygamber değildim oysa
Bir akıl tutulması olsa
Ve kalbin kalbimin heyecanını duysa
Ne olurdu sanki, devran bir de böyle dönse
Doğru ve yanlış farklı bir elekte elense
Ve başka bir felekte de olsa
Gözlerim gözlerinle göz göze gelse
Bir araya gelse ruhlarımız
Ve elime elin değse
Kulaklarıma sesin dolsa
Kokun burnumda tütse
Gitmemek üzere bana gelsen
Yadımdan dışarı çıkıp
Bir türlü beceremediğim
Bu yaşama konusunda bana yardıma gelsen
Bir akıl iyi, iki akıl daha iyi. Tanrı, kullarından kimine tek akıl kimine iki kimine de üç tane birden verir... Hem de üç tane birden... Bunlardan biri doğarken aldığın akıl, biri okumaktan, biri de yaşarken görüp kazandığın akıl... İşte, yavrum, üç aklı birden kazanana ne mutlu! Böyle insanlara değil yaşamak, ölmek bile kolay gelir. Ya, ölmek bile... Nasıl olsa hepimiz öleceğiz...
Biricik gönlünde ısrarla çabalamanın bir yararını görmeyince, acının hikayesini dünyanın derdine kaptırmak yerine, yeni dünyalar kurmak isteyeceksin. Bavulunu toplayıp yolculuğa, yolculuklara çıkacaksın ruhunun memleketine, gönül evine doğru. Yazık ki vardığında, masada teşhis edilmeye muhtaç bir cesetten başka bir şey bulamayacaksın. Kalbi fazla özlemekten durmuş diyecekler.