O Allah (c.c.), aşığı, sevgisi sebebi ile nimetlere ulaştırmış ya da canından etmiştir. Rahmânı sevenler, putları sevenler, ateşi sevenler, haçı sevenler, vatanlarını sevenler, kardeşlerini sevenler, kadınları sevenler, çocukları sevenler, parayı sevenler, inanmayı sevenler, müziği sevenler ve Kur’an’ ı sevenler arasında, sevgiyi taksim etti. Ancak O (c.c.), kendisini, Rasûlünü (s.a.v) ve kitabını sevenleri, diğer sevgi sahiplerine açık bir üstünlükle üstün tutmuştur.
Modern zamanların “fast food” kültürünün etkisiyle aşkı günlük bazlara indirgeyenler, kuşkusuz aşkın ötel ve transandantal boyutlarını, kişiliği yücelten ve ben merkezci tutumdan arındıran içkinliğini duyumsayamazlar.
Sevginin gerçekliğinin bir delili de, uykudan uyanır uyanmaz sevenin kalbine ve diline ilk gelenin, gün bitip uyurken de son gelenin sevgili olmasıdır.
Şairin dediği gibi:
Her gece uyurken son şey sensin
Uyandığımda da ilk şey yine sen.
Gerçek sevginin belirtisi; korku ve sevinç halinde sevgiliyi hatırlamak, onu anmaktır.
Bir âşık sevgilisi için şöyle diyor:
Seni bana iyi hal de hatırlatıyor kötü hal de Korktuğum da hatırlatıyor seni
Umduğum ve beklediğim de...
اِنَّ لَكَ فِي النَّهَارِ سَبْحًا طَو۪يلًاۜ
Şüphesiz ki gündüz (dinlenip uyuyabileceğin) geniş zamanın vardır. (Geceni ibadetle geçir.)
(73/Müzzemmil, 7)