“Şehadeti yerine getiren, namaz kılan ve oruç tutan bir kimse Allah’ın dışındakilere ibadet etse bile tekfir edilmez” diyen kimse kafirdir. Kim böyle bir kimsenin kafirliğinde şüphe ederse o da kafirdir.
Kim Allah’ın dışındaki herhangi bir varlıktan, Allah’tan başka hiç kimsenin güç yetiremeyeceği şeyleri isterse müşrik bir kafirdir. Sadece Allah’a yakınlaşmak ve O’nun katında şefaat istemiş olsa bile…
Allah’ın sıfatları ile ilgili olan ayetleri ve hadisleri ikrar ederiz. Bu sıfatların hakikatlerine iman eder, bununla birlikte manasını Allah’a bırakırız. İstiva, nüzul, el ve göz ile kastedilen manayı bilmiyoruz" denilemez. Bilakis bunların hepsinin manası malumdur. Çünkü Kur’an apaçık bir arapça dili ile inmiştir. Ancak keyfiyeti meçhuldür. İmam Malikin dediği gibi: “İstiva malum, keyfiyeti meçhul, ona inanmak vacip ondan soru sormak bidattir.”
Müşrikleri sevmek, onlara yardım etmek, mal, dil veya el ile onlara destek olmak, kişinin tevhidinin noksan olduğunu gösterir. Sahabilerden, Tabiinden, İmamlardan ve Ehli Sünnet vel Cemaatten selef ve halef alimlerinin tümü icma ettiler ki, kişi büyük şirkten soyutlanmadığı, ondan ve onu işleyen kimselerden uzaklaşmadığı müddetçe müslüman olamaz.
Şeriatının gereklerini yerine getirmeksizin sadece İslam’ı kabul etmek, savaşı kaldırıcı bir durum değildir. Bilakis savaş, dinin tamamı Allah’a ait oluncaya ve fitne yeryüzünden tamamen kalkıncaya kadar vaciptir. Alimler ittifak ettiler ki, İslam şeriatının mütevatir derecedeki zahir yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina eden topluluklarla savaşmak vaciptir. Hatta şeriatın bir kısmına tutunmuş ve şehadet kelimesini söylüyor olsalar bile…