Kitap okuma denilen şey benden koparılıp alınırsa, hiçbir hayat deneyimi olmayan ben ağlanacak hâlde olurdum galiba. Kitapta yazılanlara işte o kadar çok güveniyorum.
Hikâyelerdeki insanlar doğaüstü durumlarla karşılaştıklarında ve gerçekliğin dokusu parçalanıp bir zamanlar inandıkları her şeyin yalan olduğunu anlamaya başladıklarında hep dehşetle tepki verirlerdi. Telefonuma bakarken ben de aynı durumdaydım ama tam tersi bir hisle: Dehşet değil, gitgide artan baş döndürücü bir sevinç. Tüm o kitapların vaat ettiği şey buydu işte. Biliyordum, diye düşündüm. Hayatın bize numara yaptığını, aslında çok daha ilginç olduğunu biliyordum.