Bu gerçek, DNA'nın canlılar yararlansın diye var olmadığı, DNA yararlansın diye canlı organizmaların var olduğu.
Her organizma, DNA iletilerinin jeolojik ömürlerinin ufacık bir kısmını geçirdiği geçici bir araç olarak görülmelidir.
Tüm canlıların merkezinde yatan, bir ateş, sıcak bir nefes ya da "yaşam kıvılcımı" değil. Tüm canlıların merkezinde yatan şey bilgi, sözcükler, talimatlar. Bir metafor arıyorsanız ateş, kıvılcım ve nefesi boş verin. Bunların yerine, kristal tabletler üzerine kazınmış birbirinden ayrı, bir milyar sayısal karakter düşünün. Yaşamı anlamak istiyorsanız, titreyen, uzayan pelteler ve balçıklar düşünmeyin; bilişim teknolojisini düşünün.
Bilinen en son "keseli kurt"a ilişkin, 1930'larda çekilmiş bir film, hayvanat bahçesindeki yapayalnız kafesini arşınlayan, köpeğe benzeyen bir hayvanı gösteriyor.... Evet, belki insanlar için zararlıydılar, ama insanların onlara daha çok zararı dokundu; artık keseli kurtlar yok ve oldukça fazla insan var.
Eline temiz, bembeyaz bir çizim masası verilen hiçbir aklı başında tasarımcı, böyle bir garabet düşünemez. Ancak evrim asla temiz, bembeyaz bir çizim masasıyla başlamaz işine. Elinde olanla başlamak zorundadır.
"Eğer birbirini izleyen, sayısız, küçük değişimlerle oluşması olanaksız herhangi bir karmaşık organın var olduğu gösterilebilseydi, benim kuramım çökerdi."
-Darwin (Türlerin Kökeni)