Yarının Adamı bu tepkileri evvela sakince dinledi. Ardından oldukça ciddi bir ses tonuyla, "Bu olmayacaktır,” dedi. “Türkiye istiklal bütünlüğüne sahip olacaktır. Bunu istemeye devam edeceğiz. Benim anladığım, bu zevat bizi Amerika'ya müracaat ettirmek ve bütün Türk milleti namına istenen bir manda oyununa düşürmek istiyor. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Hayır paşalar, hayır! Hayır beyefendiler, hayır! Hayır hanımefendiler, hayır! Manda yok. Ya istiklal ya ölüm var!"
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mustafa Kemal bu tutum karşısında, "Eğer bu adamlar Kuvâ-yi Milliye'yi boğmaya çalışacakları yerde desteklemeyi bilseler, bu vatan ümit ettikleri zamandan çok daha önce kurtulabilir,” diyordu.
Belli ki İstanbul çevreleri manda akımına iyiden iyiye kapılmıştı. Mustafa Kemal bu vaziyete sinirlendi: “Oh ne âlâ! Mücadele yerine mandayı kabul edeceğiz ve rahata kavuşacağız! Bu ne gaflet! Bu ne körlük! Hatta ne budalalık! İçlerinden biri çıkıp da ‘Ya istiklal ya ölüm!' diyemiyor!"
Nahiye müdürü de inanmıyor Tanrı'ya, -diye devam etti. Katip de, diyakoz da. Eğer kiliseye gidip oruç tutuyorlarsa bu sırf insanlar haklarında kötü konuşmasın ve bir de, olur ya, mahşer günü diye bir şey varsa diyedir. Şimdi diyorlar ki, dünyanın sonu geldi, çünkü ahali gevşedi, ana babaları sayan kalmadı vesaire. Zırvalık. Bana sorarsan, anacığım, tüm dert odur ki, insanlarda vicdan pek az.