...nahiye müdürü ile nahiye kâtibi şimdi yan yana oturuyorlardı; her ikisi de şişman ve toktu, sanki adaletsizlikle artık öylesine dolmuşlardı ki yüzlerindeki deri bile farklı, adeta düzenbazcaydı.
Dönemin bütün aksaklıklarını edebi bir dille ele alan yazar sadece kendi döneminin değil bütün dönemlerin sıkıntısı olan özellikle de cahillik ve körü körüne bağlılığı hedef haline getirip ölümsüz bir eserini daha bırakmış bizlere.
Kitabı okurken acaba günümüz gazetelerinden birini mi okuyorum diye yüzümde acı bir tebessüm belirdi. Zamanın farklı olması ama konuların hiç bir zaman değişmemesi beni biraz umutsuzluğa sevk etti maalesef. Çünkü bunca zamandır bir arpa boyu yol alamadığımızı görüp hala aynı konuları konuşuyor olmamız üzüntü verici bir durum.
Okumanızı tavsiye ederim çok güzel bir eser.
Her hükümet adamı benim gibi kanundan aldığı emri menfaatinden ziyade vicdanıyla ölçerek uygulamayı bilseydi, bu kadar uzun müddet ve hâlâ kötülük galip, fazilet mağlup konumunda kalmaz, insanlığın azan yaralarından çoğu kapanmaya yüz tutardı.
...maalesef henüz insanlık, vicdanların yarattığı kanunlarla idare olunacak kadar ilerlemedi. İlerleseydi hapishaneler okul olur, hiçbir kumandan maiyetine vur emrini veremez, insanoğlu silahıyla insan kardeşine nişan alırken kurşunu nereye sıktığını düşünür, insan evlatlarının kolları, bacakları, vuranlar ve vurulanlar için de insanlık bakımından bir utanç olan kelepçelerden, bukağılardan kurtulurdu.