Tabutun ağzını açtılar, içinde, beyaz kireçlere bulanmış iki çocuk ölüsü daha vardı. Mustafacığı da onların yanına uzattılar. Üzerine daha kireç attılar. Hayatta birbirini tanımazken ölümün kardeş ettiği bu üç yavrucak, yurtsuz kaldıkları bu dünyadan, koyun koyuna ahiretteki evlerine gittiler efendim.
Kanunlar küçük bir azınlığın rahatını sağlamak amacıyla düzenleniyor. Çünkü herkesin birden refahına ihtimal görülemiyor. İnsanların büyük çoğunluğunu neredeyse hayvanlara yakın ağır, uzun mesai içinde çalıştırıp bunaltmak suretiyle küçük ve seçkin bir azınlığa rahat, refah ve türlü türlü savurganlıklar sağlanıyor. Kanunların, insanlığın bu refahtan nasibini almamış cefakâr kısmının sıkıntılarını azaltmaya uğraşır gibi görünmesi ustalıklı bir hiledir. Fenalığın en mühim kısmı daima değiştirilmeden bırakılarak kanun düzenlenmeye çalışıldığı, yani hâkim sınıflar samimi olmadıkları için mesele düzelemiyor.
Pislikleri akıtmak için neden kapalı lağımlar yapıyorlar? Çünkü o pisliklerin açıktan akması görenleri iğrendirir, halk sağlığını bozar. Ayıplarımızı, rezilliklerimizi, alçaklıklarımızı saklayan perdeleri, duvarları ortadan kaldırırsak insanlığımızdan, kendi kendimizden iğreniriz. Değil yalnız toplumdan, en yakın akrabamızdan, hatta mümkün olsa kendi nefsimizden gizleyecek adiliklerimiz, fena eylemlerimiz vardır.
"Millet davası ancak millet huzurunda görülüp yürütülebilir. Bunun için de ortaya çıkmak, meydana atılmak, bir millet ferdi olarak çalışmak icap edecektir."
Bizde geçim yolunu bulmanın ana kuralı: Evvela çatmak, sonra çalmaktır. Mutlakiyet'te de budur, Meşrutiyet'te de... Çatılacak makama çatamayan, sıraya girip de çalamayan aç kalır. Daima kanunun üstünde ya bir hükümet ya da bir parti peyda olur. Su başlarını zorbalar alır. Onlara eyvallah diyerek boyun eğer, kanunu, insanlığı, insafı, vicdanı çiğneyerek gittikleri yoldan gidersen yaşarsın, aksi halde geçim kapısı bulamazsın.