Kaçtığım hüzünler, tenha bir yol güzergahında pusuya yatmış, en hazırlıksız ânımda üzerime çullanmıştı.Bulutların sonbahara yetişmeye çalıştığı bir günün son aydınlığında, eski bir çevreyolunun kenarında, bakımsız, köhnemeye yüz tutmuş,sarı,beyaz boyalı binaların hemen yanı başında,motor gürültülerinin arasında,ertelenmiş, ertelendikçe birikmiş kederlerin hiddetli sarsıntısına tutulmuştum.İçimdeki zehri boca ediyordum.Bozgundan geriye kalan,yüzükoyun toprağa kapaklanmış yaralı bir ata benziyordum; tenim çamur, ter ve kanla kaplıydı, göğsüm acıyla inip kalkarken, birinin bütün acılarımı dindirmesini bekliyordum.