“Onlar birbirine bağlanarak hayata devam edebiliyordu. Ben de birilerine bağlanmayarak… İşte, tam da bu yüzden insanlardan uzak duruyordum. Daha fazla zarar görmemek için.”
“İnsan insana yardım ettiği zaman dost da olurdu, mutlu da ama kendine yardım etmeye gücü olmayan insan, koşsa da yetişemeyeceğini bilen insan, elinden bir şey gelmeyen insan kimseye dost da olamazdı, mutlu da.”
“Hayatı sevmen için ne gerekiyor?”
“En başa gitmemiz gerekiyor. Ailemin beni terk etmemesi gerekiyor. Kardeşimden ayrılmamam gerekiyor. Çocukluğun ne demek olduğunu öğrenmem gerekiyor. Oyuncaklarla oynayabilmem gerekiyor. Ders çalışmaktan şikâyet etmem gerekiyor. Arkadaşlarımın olması ve onlarla kavga etmem gerekiyor. Erkek arkadaşım beni aramadığı için üzülmem gerekiyor. Bir babam olması ve bana araba kullanmayı öğretmesi için heyecanlanmam gerekiyor. Kalpler ve çikolatalar için heyecanlanmam gerekiyor. Bugün ne giysem diye düşünmem gerekiyor. Gitmeyi düşündüğüm bir ülke olması gerekiyor. Bana ait olan bir parfüm kokusu olması gerekiyor. En sevdiğim renk diye bir şey olması gerekiyor. Ayağın çatlayana kadar çalışmanın ve çatlasa da saatlerce o ayakların üzerinde durmanın ne demek olduğunu o kadar erken yaşta öğrenmemem gerekiyor. Ellerimin bulaşık yıkamaktan soyulmaması gerekiyor. Yarın ne yiyeceğim diye düşünmemem gerekiyor. Bir saat daha fazla çalışmam gerektiğinde o saatte otobüs bulacak mıyım hesap etmemem, o gece o sokaktan sağ çıkacak mıyım diye korkmamam gerekiyor. İnsanların ne kadar bencil ve kötü olduğunu çocukken öğrenmiş olmamam gerekiyor… İnsanlara gelecek verebilirsin ama kimsenin geçmişini hiç yaşamamış gibi ondan alamazsın. Bu yüzden benim bu hayatı sevmemem gerekiyor. Yirmi üç yıl boyunca hiç yenilmiş hissetmedim ama bu hayatı ve bu hayata dair bir şeyi seversem yenilirim. Beni yenmeye çalışmaman gerekiyor.”