"Bu yüzlerce çerinin, beğlerin yüreği sanki Kara Ozan'ın kopuzundaki tellerde titriyordu. Kara Ozan'ın parlak sesi bir çığ gibi bozkıra ve gönüllere iniyordu."
"Atlı bir sıçrayışta atına bindi. Dumanlı bozkırda atını yıldırım gibi sürmeye başladı. Bozkırda atlının uzaklaşan nal seslerinden başka bir şey işitilmiyordu."
"İşte durmadan Çin'e akıyorlar, yağıdan bir an uzak kalmıyorlar, kılıçlarının kında uyuduğu, yaylarının gerilmediği, okların sadaklarından çıkmadığı tek bir gün geçirmiyorlardı."