"Bu kadar umutsuz olmayın,"
"Mutsuzum, çünkü ben bir alçağım. Bu hayat yedi bitirdi beni ; içimde ne varsa tüketti, yok etti. Ve ben gururumdan değil, alçaklığımdan katlanıyorum bu hayata..."
"Ben size bir şey söyleyeyim mi?"
"Hesabı nasıl yaparsanız yapın, kardeşimizin kuru ekmeğe muhtaç durumda olduğu kesin. Ama uygulamadaki durum ne? Hepimiz çayımızı da yudumluyoruz, sigaramızı da tellendiyoruz, votkamızı da içiyoruz; yaşayıp gidiyoruz kısacası..."
"Ah, yazık oldu!"
"Öyle... Yazık oldu!"
"Korku nedir bilmezsen, olacağı budur, üstüne bir de aptal olursan, adama işte böyle ödetirler!"
"Yoksa sen korkuyor musun?"
"Yok korkmayacaktım..!"
"Yaşamının son dakikaları da, bütün yaşamı gibiydi:
Apaçık, basit, sakin. O kaçınılmaz son an geldiğinde, gelecekteki göksel yaşama duyduğu içten, saf inancında hiçbir sarsıntı, ikircim yaşamayacak denli dürüst, basit bir yaşamı vardı..."