Bir müddet sonra Bişr-i Hafi'ye sarıldı. Bir müddet sonra Bişr-i Hafi gülümsemeye başladı. Bir yandan da kelime-i şahadet getiriyordu.
Ahmet:
-Ölümden korkmuyor musun ki böyle gülümsüyorsun, diye sordu.
Bişr-i Hafî:
-Ölümden, ölüm ötesinden şüphelenen korkar. Seven, sevgilisine varmayı neden tiksindirici bulsun, diye cevap verdi...
Şöhretten sakının!
İnsanlar arasında tanınmak isteyen, ahiretin tadını alamaz. Bu ise dünyaya tapmanın başıdır. Şöhreti seven kimse Allah'tan korkmaz.
Övülmekten hoşlanmak kadar ahmaklık düşünülemez.
Öfkelenmeyin! Kişi gazabını gelmedikçe takva sahibi olamaz!
#Bişr-i Hafi
-Peki bu ilme, yüksek derecelere nasıl kavuşmuş?
Bağdatlı anlattı:
- Bunu biz dee sorduk, ' az yemekle' deyip 'yiyip gülen ile yiyip ağlayan aynı olmaz' buyurdu ve ekledi: ' Rüyamda Peygamber Efendimiz (sav) gördüm. Bana: ' Ey Bişr, Allahu Teala'nın, seni akranların arasında niçin yücelttiğini biliyor musun?' buyurdu. Bilmiyorum, deyince,
'sünnetime uyuman,
evliyaya hizmet,
ehlibeytimi sevmen,
işte seni İyiler mertebesini bunlar eriştirdi,' buyurdu.
Demirci:
Ayakkabılarını giy Bişr,dediyse de Bişr giymedi..
-Şu anda tövbe ederken ayağımda ayakkabı yoktu madem,bende bir daha hiç ayakkabı giymeyeceğim..
.
.
.
.
_Ey Bişr,Buralarda durma artık git.Sen şimdi bir ateşin içine daldın.Ateş büyümezse kor haline gelemezsin!...Bu ateşin körüğü de İLİMDİR ve o da seçilmiş alimlerin elindedir.Git Bişr,nerede bir alim görürsen onun önüne diz çök ve ateşi büyüt..