Zenginin zengin diye derdi olmaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye kimse sormuyor birbirine derdini? Niye dinlemiyor?
Bilmezden gelmek bazen en iyisi. Bilmemeyi istiyorsun çünkü. Öyle olmamasını istiyorsun. Gerçeğin öyle olmamasını. Ama elinden bir şey gelmiyor. Kendi gerçeğini yaratıyorsun sonra, o gerçeğe öyle bir sarılıyorsun ki seninle beraber herkes inanıyor.
Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor bunundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama zamk gibi bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.
Kudüslü Ömer'in Kudüs'ün sokaklarında gezerek Kudüs'ün tarihini dedesi ile anlatması hoş bir çocuk kitabı olmasını sağlamış. Aynı zamanda Kudüs ile alakalı okumalar yapmak isteyenler için de başlangıç kitaplarından biri olabilir. Ömer'in dedesi ile ilişkileri, konuşmaları biraz havada kalmış gibi geldi. Bir de başka karakterlerin de konuşmalarının olması kitabı daha canlı hâle getirebilirmiş diye düşündüm.
Kitabın ilkokul seviyesine uygun olduğunu düşünmüyorum. Ortaokul seviyesi 12-14 yaş daha uygun olabilir. Kudüs ile alakalı önceden bir temeli olmadan çocuk için çok anlaşılır olmayabilir.