Kabe, Allah’ın -celle celâlühû- hane-i birri, yani ziyareti farz olan, sevabı mücib bir beyttir. Lakin insan kalbi, bir sır hazinesidir.”
“Kabe, Azeroğlu İbrahim’in -aleyhisselâm- binasıdır. Gönül ise, “Celîl” ve “Ekber” olan Allah’ın -celle celâlühû- nazargâhıdır.”
“Eğer sende basîret varsa, gönül Kabe’sini tavaf et!.
Topraktan yapılmış sandığın Kabe’nin asıl manası gönüldür.
İnsan refahtan başka şeyi de sevemez mi? Belki ıstıraptan da aynı derecede hoşlanıyordur? Hatta ıstırabın saadet kadar faydalı olması da mümkündür, insanın sırasında acıyı ihtirasa varan derecede sevdiği bir gerçektir.
İnsan olmak, yani gerçek, kendi vücuduna sahip, kanlı canlı bir insan olmak dahi bize güç geliyor; bundan utanıyor, ayıp sayıyor, bildik, genel anlamda insan olmaya çabalıyoruz hep.