Halkın içinden alınan, ama sonra halka karşı silahlandırılan askerleri düşünerek yürüyordu. Ordu kendilerinden yana olsa, ne de kolay başarılırdı devrim! İşçi ya da köylü çocuğu olan bu erler kışlada köklerini anımsasalar yetecekti. Ordunun baştan çıkabileceğini düşündükçe kentsoyluların da uykuları kaçıyor, korkudan ödleri kopuyordu. Ah, ah! O hak edilmemiş tatlı yaşamları, bütün zevkleri, bütün pislikleriyle bir iki saat içinde silinip süpürülür, yeryüzü temizleniverirdi.
En iyisi hiç dünyaya gelmemekti ya da geleceksen, bir ağaç, bir taş olarak, daha da iyisi gelip geçenlerin topukları altında ezilen, kan dökmeyecek kum tanesi olarak gelmekti.