Bana dönme demişti, yüzyıl oldu hiç dönmedim.
Geri gelme demişti, bir kez olsun ona gitmeye yeltenmedim.
Hiç doğmamış olmamı dilemişti, bunca zaman oldu, yaşadığımı ona söylemedim.
Gerçekten isteseydim ona gitmenin bir yolunu bulurdum ama bunu hiç
istemedim.
Ben yüz yıldır ona verdiğim sözü tutuyordum.
“Git ve bir daha geri dönme dedim ona.’ “Gitti ve dönmedi.”
“Ona söylediğim son şey...”
“Hiç doğmamanı dilerdim “Doğmadı.”
Onun Elzemi hiçliğin içinde yok olmuştu.