Başka sebeplere atfettiğimiz ve aslında mutlu olayların meydana geleceği yolundaki öngörümüzden ,umudumuzdan kaynaklanan neşe, istediğimiz şeyin gerçekleşeceğinden şüphe duyduğumuz anda sona erer ve tekrar kedere boğuluruz. Duygu dünyamızın çatısını ayakta tutan şey,daima görünmez bir inançtır,bu inanç yok olduğu anda çatı sallanmaya başlar.
Öğüt veren, destek olan ,teselli eden arkadaş ötekinin derdine merhamet duyabilir ,ama acısını hissedemez ve dostuna ne kadar iyi davranırsa, o kadar yalan söyler. Dostu ise, yardım etmesi için gerekli itirafları yapar ,ama belki tam da bu nedenle ,yardım etsin diye ,birçok şeyi de ondan gizler. Sonuçta iki dosttan mutlu olanı, zahmete katlanan, bir yolculuğa çıkan, bir görevi yerine getiren ,ama içinde acı taşımayandır.