Kalbimiz veya zihnimiz için en önemli şeyin ne olduğunu bize mantığın değil, başka güçlerin gösterdiğini yaşadıkça, adım adım, tecrübe ile öğreniriz. Böylece başka güçlerin üstünlüğünü kendiliğinden fark eden akıl, mantık yürüterek bu güçler karşısında pes eder ve onlarla işbirliği yapmayı, onlara hizmet etmeyi kabul eder.
Alışkanlığı her şeyden çok, algılamanın özgünlüğünü, hatta algılama bilincini ortadan kaldıran ,yok edici bir güç gibi görmüştüm hep; şimdi ise korkunç bir tanrıça gibi görüyordum onu ;bu tanrıça bize sımsıkı bağlıdır ,anlamsız çehresi kalbimize öylesine gömülüdür ki, neredeyse farkına bile varmadığımız bu tanrıça bizden kopmaya ,uzaklaşmaya kalktığında, akla gelebilecek en dayanılmaz acıları yaşatır bize, ölüm kadar acımasız olur.
"Mademoiselle Albertine gitti!" Istırap insan psikolojisine psikoloji biliminden çok daha derinlemesine nüfuz eder. Daha bir dakika önce............onu artık istemediğim , sevmediğim sonucuna varmıştım. Oysa,"Mademoiselle Albertine gitti"sözleri kalbime öyle bir acı saplamıştı ki,bu acıya pek uzun süre dayanamayacağımı hissediyordum. Benim nazarımda bir hiç olduğunu zannettiğim şey,demek ki aslında bütün hayatım, her şeyimdi. İnsan kendini ne kadar az tanıyor!