İbranicede sahip olmak yerine, onun dolaylı (endirekt), biçimi olan "jest li" (o bana) sözü kullanılır. Dünyadaki bazı başka dillerde de, sahip olmak böyle dolaylı bir yoldan anlatılır.
Dillerin gelişimi boyunca, "o bana" deyişinin yerini "o benim" sözüne bırakmasını izlemek, oldukça ilginçtir. Aksi yönde bir gelişmeye ise, hiçbir dilde rastlamak mümkün olmamıştır. Öyle anlaşılıyor ki, sahip olmak sözcüğü, özel mülkiyetin ortaya çıkması ile önem kazanmıştır. Çünkü fonksiyonel mülkiyetin, yani herkesin ihtiyacı olduğu kadar şeye sahip olduğu ve arta kalanların ortak kullanıma açık olduğu mülkiyet biçiminin egemen olduğu toplumlarda, böylesi bir deyişe gerek yoktur.
Sahip olmak" insanı yanıltacak derecede basit bir sözcüktür. Her insan bazı şeylere sahiptir. Bedeni,* elbiseleri, evi, otomobili, televizyonu ve çamaşır makinesi vardır. Bazı şeylere sahip olmadan yaşamak imkânsızdır. O halde, sahip olmak neden birtakım sorunlara yol açıyor?
Bir hanım hasta, psikiyatrist doktora gelecek olsa, şöyle der büyük bir ihtimalle: "Doktor Bey, benim bazı sorunlarım var. "Birkaç yüzyıl öncesinde ise, sözüne hiç şüphesiz: "Doktor Bey, kendime bazı şeyleri dert ediyorum," diyerek başlardı. Modern konuşma dili, yabancılaşmanın vardığı büyük boyutları iyice ortaya koyuyor. "Kendime bazı şeyleri dert ediyorum," yerine "Bazı sorunlarım var," demekle, öznel deneyi, benim dışımda olan ve benim sahip olduğum bir nesneye dönüştürmüş oluruz. Deneyi yapan "ben", yerini sahip olduğum "o şey"e bırakmıştır. Kişinin duyguları, sahip olduğu şeye dönüşmüş ve bir sorun olmuştur. "Sorun" herhangi bir zorlukla karşılaşılması halinde kullanılan bir soyutlamadır. Sorun bir nesne olmadığı için, benim ona sahip olmam düşünülemez. Buna karşılık, sorun bana sahip olabilir. Başka bir deyişle, ben kendimi bir "sorun" haline dönüştürdüğüm için, yarattığım bu benim dışımdaki nesne, beni belirlemeye, bana sahip olmaya başlamıştır. Bu tür bir konuşma, toplumdaki gizli ve bilince çıkmamış yabancılaşmanın açığa vurulmasını sağlamaktadır.
"Benim bir saatim var örneğindeki 'benim var deyişi doğru anlamda kullanılmıştır. Ama 'benim bir fikrim var sözündeki 'benim var' deyişi, yaklaşık anlamdadır ve üzeri örtülü bir ifade taşımaktadır. 'Benim bir fikrim var demek, 'bir şey düşünüyorum, bir şeyler tasarlıyorum' anlamına gelir. Buna benzer biçimde: 'Bir isteğim var' demekle, 'istiyorum' anlamı yaratılır."
Eylemleri, sahip olmak tandanslı (eğilimli) isimlerle birlikte kullanmak, dili mahvetmek demektir. Çünkü süreçlere ve eylemlere sahip olmak mümkün değildir, onlar yalnızca yaşanırlar.