Mâverâ

3.Abdurrahman tıpkı Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet gibi iktidarı eline aldığında yirmi yaşlarındaydı. Genç fakat çok mükemmel yetişmiş bir gençti . Dedesi Abdullah onu yetiştirmek için hiçbir fedakarlıktan çekinmemiş, dini ve dünyevi bütün ilimleri almasına yardımcı olmuştu. Aslında dedesi Abdullah, onda bu potansiyeli gördüğü için ona ihtimam gösterdi. Şayet diğer adaylar için ondan daha kabiliyetlisi olsaydı, şüphesiz onu seçerdi. Ama o, torununda bu geleceği öngördü ve değişik ülkelerden alimler getirerek yetişmesini sağladı.
Reklam
Emir Abdurrahman Endülüs'ü bölünmüşlükten kurtararak eski birliği sağladı. Ne var ki müslümanlar arasında bir ur gibi girmiş olan Saltanat hastalığı Onda da vardı. Nitekim halefini yani veliahtını seçerken "liyakatı" değil "karabet"i tercih etti ve en küçük oğlu Hişam'ı kendisinden sonra 'Sultan' olacak veli tayin etti. Oysaki Hişam Emir Abdurrahman'ın küçük oğluydu. Büyük bir ihtimalle Hişam'ın annesi, Emir Abdurrahman'ın en çok sevdiği karısıydı.
Emevi Sultanları, Musa bin Nusayr'dan sonra, onun yerine Kuzey Afrika ve Endülüs'te idareyi ellerinde bulunduran oğullarını da ortadan kaldırarak, kendilerinin tayin ettiği ve Endülüs'ü tanımayan yeni valilerle idareyi sürdürdüler.
Öteden beri Musa bin Nusayr ı sevmeyen ve başarılarını kıskanan yeni halife onun tutuklayarak zindana attı. Birkaç sene zindanda kalan Afrika ve Endülüs Fatihi Musa bin Nusayr Emevilerin siyasi kaprislerinden dolayı hayatının son günlerini sefalet içerisinde geçirmek zorunda kaldı.
Ne var ki Musa bin Nusayr'ın Şam'a çağrılması askeri strateji açısından fevkalade yanlış bir hareket olmuştur.Çünkü Paris yakınlarından Tours şehrini bile fethetmiş olan İslam orduları, soğuk iklime alışmış, Kuzey Avrupa'ya doğru fethi tamamlamaya çalışıyorlardı. Dolayısıyla cihad ordusunun başında bulunan Musa b. Nusayr'ın apar topar Şam'a çağrılması,sanki Müslüman ordularını "cihadı durdurun" denmesi gibi bir şey oldu. Nitekim frenklerin bir türlü önüne kesemediği İslami feth hareketleri birdenbire duruverdi.Hatta durmakla kalmadı, güneye doğru gerilemeye bile başladı.