Arada bir kendine yalan söylemek aşırı bilinçlilikten varoluş amacını yitirmekten iyiydi. İnsanın kendi isteklerini gerçek gibi görmesi, kaderi zorlama şansını arttırıyordu. Gelecek, kuşkuculara değil heveslilere, uyuşuklara değil öfkelilere, sağa sola bakıp bir türlü karar veremeyenlere değil, dik kafalılara aitti.
"Rusya'dan uzak kalsa da, Gorki yurttaşlarını çalkalayan entelektüel mücadelelere hararetle katılıyordu. Moskova Sanat Tiyatrosunun Dostoyevski'nin karşıdevrimci romanı *Ecinniler*'in bir uyarlamasını sahnelemeye hazırlandığını öğrenince, öfkesini "La Parole Russe' e gönderdiği bir makalede kustu:" Dostoyevski'nin marazi fikirlerinin sahnenin tepesinden yayılmasının toplumumuzun zaten hasta sinirlerini daha da sarsabileceğine derinden inanıyorum." Aldığı bu tavra sert bir cevap veren Merejkovskiy aynı dergide onu anarşi vaaz etmekle suçladı. Buna mukabil bir grup işçi, bir açık mektupla, " gericiliğe şerefsizce hizmet eden" bir esere karşı çıktığı için onu kutladı. "
"Kaderciliğin derinliklerine batmış bir ulusta böyle budistvari fikirlerin ne denli tehlikeli olduğunu anlaman lazım."
(Katerina Peşkov'a yazdığı, Tolstoy'dan söz eden mektuptan.)