Dostum! En son ne zaman sırtından bir ürperti geçti?
Ruhsuz ve çizgi çizgi yüzün en son hangi dudağı öperken pembe pembe oldu?
Hangi el alev alev yaktı sonbaharda bedenini?
Ruhsuz düzene hiç başkaldırdı mı ruhun?
Hiç ahlakla durgunlaştırıp, boğup buz hale getirdiğin ruhun kendinden geçti mi müziği duyarken?
Hiç dans ettin mi aşkla?
Hiç, bir ağacın gövdesini öpünce, tüm doğayı duyduğun oldu mu?
Dostum en son ne zaman yaşadın?
Nefes alıp vermek mi yaşamak?
En son ne zaman haykırdın tanrısal notaları karşı ki tepelere?
Neyin yankısı kaldı sana? küskünlük ve acının mı?
Kalbinin boşluğunda hangi ses yankılanır da böyle surat asarsın?
Nereden öğrendin böyle uzaklara dalıp gitmeyi?
Bir parmaklık daha mı ördün, mahkum kalbinin derinlerinde ki çocuğuna?
Ne zaman yandın en son?
Var mısın? yok ol o halde! Yok musun? var ol sevgili dostum!
Çekip kurtarsın ruhun kendisini topraktan, bir saniye de olsa!
Ah dostum! haykırsak bir tanrının dudaklarından dökülen aşkla göklere!
Ufacık kıvılcımda yandığı kadar etin,yanaydı ya ruhunda!
Tutuşsan bir...
Hangi vakit yok olacaksın sen?
hoş hangi vakit var etti ki bizi?