"Savaşta kazandık ama masada kaybettik" diye neredeyse övünerek söylediğimiz bir söz vardır. Kanımızın son damlasına kadar vuruşuruz, dünya kadar şehit veririz. Sonra bir de bakarız ölen öldüğüyle, giden gittiğiyle kalmış.
Başladığımız yerde, hatta belki de başladığımız yerin gerisinde kalmışız.
Buraya güzel bir kitap bırakmak istedim.
Keyif alarak okuduğum bir öneri kitabıydı.Bittiğinde iyi ki okudum dediklerimden oldu.
Kitabı koşar adımlarla okudum.Ahh Nora ahh..Hop oturdum hop kalktım.Hangi hayatı seçecek,ne gerçek,ne değil telaşında bir bakıyorsunuz kitap bitmiş.
Her birimiz farkında olmadan kendimizi hapsettiğimiz gece yarısı kütüphanelerimizde yaşıyoruz bence.Keşkesi olmayan kaç kişiyizdir şu hayatta..! Nora’nın dediği gibi “herşeye sahip olsanızda hiçbirşey hissetmeyebilirsiniz”.
Okurken yaşam seçeneklerini gözden geçiren birinin tercih ettiği hayatları analiz etme şansınız oluyor.Bu analizi yaparken farkediyorsunuzki “çoğumuz hayat boyu gerçekten düşünmediğimiz şeyleri söylüyor ve ait olmadığımız hayatları yaşayıp duruyoruz”. Geçmişte hepimiz bir çok şeyi ardımızda bırakarak bugünlerimize ulaştık.İyi anılarla veya değil.Mutlulukla ya da mutsuzlukla.Doğrularımızla veya yanlışlarımızla.Geride neyi bıraktığımızı düşünmekten bugün ait olduğumuz gerçek hayatı yaşamayı kaçırıyoruz.Oysa dün geçti,yarın meçhul elimizde gerçek olansa tam şu an yani yaşadığımız andı.
Kitap şöyle bitiyor;” yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay.Başka yeteneklerimizi geliştirmiş,bazı teklifleri kabul etmiş olmayı dilemek kolay.Daha çok çalışmış,sevmeyi daha iyi becermiş,paramızı daha iyi idare etmiş olmayı dilemek kolay. Edinmediğimiz arkadaşlara,yapamadığımız işlere, evlenmediğimiz insanlara,yapmadığımız çocuklara özlem duymak içten değil.Kendimizi başkalarının gözünden görmek ve olmamızı istedikleri binbir kişiye dönüşmüş olmayı dilemek için en ufak bir çaba gerekmiyor.Pişmanlık duymak ve sonsuza,zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay ama esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil.Sorun pişmanlığın kendisi.
Her yere gidip