Sertçe vurduğum son darbe sırtını kızartmıştı ve kıvranıyordu, bunun üzerine vibratörü aldım. Şimdiye dek hiç böyle bir şeyi elimde tutmamıştım, hiç hoşuma gitmemişti. Vazelini aletin yüzeyine yayarken yapaylığını hissediyordum
"'Kime aitsin?" dedim buz gibi bir ses tonuyla. Can çekişiyormıış gibi uzun bir hırıltı çıkardı ve çatlak bir sesle, "Sana aidim. Senin kölenim." dedi. O bunları söylerken topuğum omuriliğinden kalçalarına kadar, baskı yaparak iniyordu.
"Bu noktada kimin esir, kimin egemen güç olduğu birbirine karıştı galiba. Ne yapılacağına ben karar vereceğim ve sen boyun eğeceksin. Buraya gel!" dedim acımasız bir köle sahibi gibi.
Acele ve hızlı adımlarla yatağa doğru yöneldi. Çekmecenin üzerinde duran kırbaç ve vibratöre baktığımda kanımın kaynadığını ve çılgın bir tutkunun beni uyarmaya başladığının farkına vardım. Ne tür bir orgazm olacağını merak ediyordum, daha da ötesi, kanının aktığını görmek istiyordum.
Parmak uçlarımı, yavaşça ovuşturarak dudaklarının üzerinde dolaştırdım. Sonra parmaklarım dudaklarının arasından yavaşça, tatlı tatlı içeriye girdi. İniltilerinden, parmaklarımın inceleme gezisinin onu ne kadar uyardığını anladım. Sonra parmaklarımı ıslak, pembe gülüme götürdüm ve çiğinin nemi ile ıslatıp pembe, uyarılmış organının en tepe noktasına götürdüm. Dokunduğum an. savaş alanından zaferle dönen kumandanın ordusundaki bayrak gibi boşlukta hafifçe dalgalandı. Kalçalarımı tam karşısında duran ve onun bakış açısında olan aynaya dönerek, at biner gibi üstüne çıktım, göğsümü alçalttım ve kulağına "Seni istiyorum," diye fısıldadım.