Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.101
Gösterim
Adı:
Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
155
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756287293
Çeviri:
Nilüfer Uğur Dalay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Melissa: genç bir kız ve günlüğü.
Sevgi, aşk, kendine güven, arkadaşlık, cinselliğin keşfi, duygusal gel gitler, arayışlar ve kayboluşlar... Dürüst, açık, çekici, düşündürücü, insanın içine işleyen ve herşeyden öte cesur itiraflar...
İtalyada Susanna Tamaro'nun kitabı kadar satan bu kitap ailelerin çocuklarıyla konuşmadıkları, öğretmedikleri tek konudan bahsediyor:cinsellik

"Gözalıcı bir şekilde kendinden emin olan bu lise öğrencisinin itiraflarının yarattığı şok dalgaları hala gündemde."
The Times

" Çaresizliği açığa vuran, aslında acı dolu bir kitap bu; Melissanın neden kendini böylesine bıraktığını anlamak, derinliğini çözmek benim için kolay olmadı ancak beni yüreğimden yakaladı."
IlNuavo

" Çok büyük bir etkisi olan küçük kitap."
New York Times

Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi, İtalya'da 1.000.000 adet satıldı. İtalya,
İspanya, Fransa, Almanya, Amerika, Kanada, Rusya, Yunanistan, İngiltere'nin de aralarında olduğu 26 ülkede satış rekorları kırdı. Film hakları Francesca Neri tarafından alındı.


Melissa Panarello 3 Aralık 1985 yılında Sicilya Adasında bulunan Katanya kentinde doğdu. Dört yaşında yazı yazmaya başladı. Dokuz yaşında "Meleklerin Uçuşu" isimli bir roman yazmıştı. On iki yaşındayken Nazizmi anlatan yazısı ile Newspaper Game yarışmasında ikincilik kazandı. Okulu yarım bıraktı. Özel dersler alarak eğitimini sürdürüyor. "Max" ve benzeri dergilere yazılar
yazıyor.
Anlayamadım... Kitap güzeldi arkadaşlar. Genel olarak kitap ne kadar eleştirilse de bu eleştirilerin, "olması gereken" tarzında olmadığına inanıyorum. Anlatılanların libidolarımızı harekete geçirdiği ve bu durumda da bayanları sosyal ortamlarda kızdıran bir durumun varsıllığını ispat eden bir kitap. Orgazm olmaktan, sexten, arzulamak ve arzulanmaktan korkan toplumsal kalıpların gereği olarak yapılan acımasız yorumları okuyunca, şaşırmadım tabi ki. İşin garip tarafı yazarın cesaretine hayran kaldım. Çünkü içimizde böyle yazarlar yok denecek kadar yok işte. Neyse...

Kitaptan anladığım...

Aile içi yaşamın, özellikle ebeveynin çocuk üzerindeki etkisi doğrultusunda, çocuğun kronik depresyon yaşaması, ailenin bunu fark etmemiş olması, yine çocuğun sevgi açlığını kendisini keşfederek cinsel sapkınlıklara yönelmesinin özetidir. Yazar kendisini olgun ve iyileşmiş bir insan olarak yaptıklarını acımasızca eleştirirken, biz onun namussuzluk yaptığını görüyoruz. (: komik.

Melissa, toplumumuzda sapık diye yaftalanan insanların örneğini yansıtır. Aslında herkes içinde bir Melisa barındırır. Fakat bizler Ego denetimini ve kontrol mekanizmasını bilişsel altyapımızda sağlamlaştırmışızdır. Eğer ortada bir suçlu varsa da bunun nedenini ailesine bağlıyorum. Bence Melisa çok iyi bir anne olurdu. Çünkü kendi eğilimlerininin sonucunun, ailesine bağlarken, onlara kızmıyordu. Çok ilginçtir... Bunu yapmaması onun aslında vicdan sahibi ve kendisini kontrol edemeyen obsesif-nemfomania olduğunu(dürtülerine saplantılı cinsel eğilimli) gösterir. Super-ego' sunun hâlâ zarar görmemiş olması da ona kızmama engel olan sebeplerdendir. Ana hatlar bakımından çok fazla cinsel konulara yer verilmiş. İçsel konuşmaların daha fazla olması gerekirdi. Ama bu onun kitabının ufak tefek pürüzleridir kanımca.
Özellikle Türk toplumundaki her anne-babanın kendilerini sorgulayacakları bir kitap olması itibarıyla, "penisiyle düşünmeyen erkek evlat" yetiştirmek açısından da yararlıdır.

İyi okumalar...
Kendisine güvensiz, ailesinin gözetiminden yoksun, cinsellik adına birşey bilmeden başladığı kitabında kendisini saçma bir şekilde nempomani durumuna düşürmesi, bu durumundan iğrenmesi ve her gece yatmadan saçlarını 100 kere taraması şeklinde hayat örgüsünü anlatan Melissa P.'nin kitabı.
Bir şey katması için değil otobiyografi niteliği taşıması ve farklı yaşamları da görebilmek için okudum. Çok tartışılan anlatılanların kurgu yada gerçek olduğu mevzusu için kendi fikrim ise gerçek olduğu yönünde. Çünkü bu kadar utanç verici olayı gerçek dahi olmadan kimsenin durduk yere yazıp kendini ifşa edebilecek cesarette yada akılsızlıkta olduğunu düşünmüyorum.
Sonucunda arınma halinde Melissa P. yi bırakıp, cinsel bilgilendirmenin ve ailenin öneminin boyutlarını görüp kitabı sonlandırıyoruz.
(Bu yazıda sizi rahatsız edebilecek bazı hassas konulara girilmiş olabilir.)
Bu kitaba yorum atanlara bakarsanız çoğunda “İçinde cinsellik barındıran boş bir kitap. Okumazsanız hiçbir şey kaybetmezseniz .” gibi laflar ederken kitaba bir puan atan kafasını kuma gömmüş insanlar görürsünüz. Ben bu tarz laflar ederek kafamı kuma sokmayacağım. Üzülerek söylüyorum ki yazar kimsenin konuşmadığı bazı gerçekleri bu kitapta haykırmış. Ergen dediğimiz çocukların ne hallerde olabileceğinin bir örneği sadece bu kitap ama ne yazık ki anne babalar ya saf numarası yapıyorlar ya da gerçekten anlayamıyorlar. Her anne babaya göre çocukları en zeki ve en masum kişiler. Ama anne, babalar size bir itirafta bulunayım çocuklarınız sandığınız gibi masum değil. 13 yaşındaki bir çocuk artık her şeyi idrak etmeye başlıyor ama anne ve babalar hala çocuklarını hiçbir şeyden haberi olmayan bir çocuk olarak düşündüklerinden çoğunlukla çocuklarıyla bazı meseleleri ciddi bir şekilde konuşmuyorlar. Bu sefer 13-19 yaş aralığındaki çocuk ne yapıyor? Çevresinden gördüklerini o çevreye sırf kendini kabul ettirebilmek için yapmaya çalışıyor. Şuan gidin bakın orta okul ya da liseye giden çocuklara. Neredeyse çoğu sigara içmektedir. Anne babalarının öğlen yemek yemesi için verdiği 3 kuruş parayı aç kalma uğruna sigaraya yatırır. Parası olmadı mı sigara içemediğinden elleri titrer ve etraftan sigara dilenmeye başlar. Her akşam eve giderken de ana babası anlamasın diye üstüne parfüm sıkar. Ağzına da sakız atar öyle eve gelir. Zaman zaman ailesine yakalanmamak için o parfümü ağzına bile boca edebilir.
Şuana kadar anlattıklarım belki masal gelebilir ya da yok canım benim oğluşum, biricik kızım böyle bir şey yapmaz diye düşünebilirsiniz. Siz böyle düşüne durun ben kafamdan uydurduğum senaryoya devam edeyim.
Eve gelen çocuk doğruca odasına gider. Bilgisayarını açar ya da telefonunda takılmaya başlar. O zımbırtıların başında fazla durmadıktan sonra sorun yoktur. Çünkü anne ve babaları sadece çocuklarının dersleri kötüleşmeye başladıklarında o zımbırtıları ellerinden alır ya da o bilgisayarın başında oturması için bir limit koyar. Anne ve babaların bunu yapması da güzel bir şeydir ama neden bir de çocuklarının o aletlerin başlarında ne yaptıklarını sorgulamazlar? Oturup çocuk o bilgisayarda mario ya da bilgilendirici belgesel izlemiyor sonuçta. Acaba ne yapıyor çocuğunuz o bilgisayarlarda? Belki de aynı kitaptaki çocuğun başına gelen gibi 30 yaşlarındaki bir adam çocuğunuzu kandırıyor olabilir? Siz ise çocuğunuz odasında güvenle oturuyor sanabilirsiniz. Ya da daha 14 yaşındaki çocuğunuz izlemek istediği diziyi açtığı internet sitesinin çevresindeki reklamlarla bahis siteleriyle ilk tanışmasını gerçekleştiriyor. Tabi bu arada tek bahis siteleriyle tanışmakla kalsa iyi cinsel içerikli sitelerle de tanışması da fazla geç olmuyor çocuklarınızın. (Tabi internet olmasa da çevresi, arkadaşları da yeterli olacaktır bazı kötü alışkanlıklara başlaması için.)
Belli bir süre sonra Mervelere ders çalışmaya gidiyorum yalanları atılmaya başlıyor anne babalara aynı kitapta olduğu gibi. Ebeveynler doğru düzgün sorgulamıyor bu durumu. Çocuk evden çıkıyor ve karşı cinsinde bulunduğu bir evde arkadaşlarıyla toplanıyorlar. Anne babalarının saf zannettiği çocukları aynı kitaptaki gibi daha o yaşlarında karşı cinsle her türlü işi yapmaya başlayabiliyor. Tabi bu arada çevresine göre bazı yerlerde içkiye bazı yerlerde ota b.ka bulaşabiliyorlar. Bazısı için bu senaryo gazetelerin 3. sayfasında “Çakmak gazı çeken liseli genç öldü.” gibi haberlerle son bulabiliyor.
Bu anlattığım olaylar ise her türden ailenin çocuğunun başına gelebilir. Ailenin gelir düzeyinin yüksek olması ya da ebeveynlerinin en iyi işlerde olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Hatta bu durumun ülkesi bile farketmiyor. Kitapta geçenler İtalya’dandı. Benim anlattıklarım da Türkiye’den. Her ikisinde de mağdur olan çocuklar, gençler.
Her çocuk bu dediklerime bulaşmasa bile en azından bu tarz olayların olduğu ortamlara girmek durumunda kalıyor. En iyi dediğimiz çocuk bile en sonunda bazı şeylerden etkilenebiliyor. Çocuklarımızdan bu tip durumlarla karşılaşmadan önce oturup onlarla konuşmalıyız ki neyin doğru neyin yanlış olduğunu baştan idrak edebilsin.
Bir de kitapta da baş karakterimizin de üye olduğu arkadaşlık sitelerinden bahsetmek istiyorum. Günümüzde bu tarz sitelerin ismi Tinder gibi uygulamalar oldu ve bu tarz uygulamalara uzaydan insanlar üye olmuyor. Senin, benim gibi diyeceğin bir sürü insan üye. Ve buradaki ahlaksızlıkta kızı erkeği farketmiyor. Yakışıklı bir erkek fotolu ya da güzel bir kız fotosu ile bir hesap açın, anında size bir sürü iğrenç fotoğraflar, videolar gelecektir. Bu fotoğrafları, videoları atanlar da sadece hırlısı hırsızı değil. Normal hayatta belli bir statüde olan insanlar da bu tarz olaylara karışabiliyor. Ne üzücü bir durum değil mi? Ne yazık ki insan çoğunlukla kötüye meyilli olduğu için kimliğinin ifşa olmayacağı en ufak durumda o insandan beklemeyeceğiniz hal ve hareketlere bürünebiliyor. Aynı Dr Jekyll ile Bay Hyde kitabındaki toplum içindeki statüsü yüksek doktorun kendini farklı bir insana dönüştürmesiyle bir anda kötü bir insana dönüşebilmesi gibi. Kitapta da zaten baş karakterimiz ara ara bu durumdan fazlasıyla dert yanıyordu.
Daha anlatılacak söylenecek çok şey var ama burada kesiyorum. Bazılarınız abartma yahu diyecek kitaptakiler de kurgu senin anlattıkların da abartı diyecekler ama maalesef kitabın çoğu bildiğim kadarıyla gerçek. Anlattığım ve anlatamadığım daha bir sürü şey de çevremdeki gözlemlerime dayanıyor. Çocuklara üzülüyorum. Ebeveynlerine ise kızıyorum. Keşke çocuk yapmak bu kadar kolay olmasa da bu kadar genç heba olmasa. Yok mu dostlar bu gençleri kurtarmanın bir çözümü?

Neyse yahu lafı uzatmadan iyi nesillerin yetişmesi ümidiyle herkese kucak dolusu selamlar.
http://ahmedyasirorman.blogspot.com.tr/...darbesi-melissa.html
Hiç bi ten bu kadar ucuz olmamalı!
Bu kıtap okurken size bişey kazandırmayacağı gibi; yıne okurken de bi çok şey kaybettırebılır. Anlatabıldım mı?
16 yaşındaki Melissa'nin sevgi eksikliğinden kendi kötü içgüdülerinin yönlerdiği yolda, erkeklerin cinsel istismar içinde kayboluşunu, sonrasında umut, aşk ve sahiplenme duygularıyla aydınlığa çıkma yolunda ilerlediğini günlük olarak ele alınmıs, ebeveynlerin ibret alma adina okuması gereken bir eser. Dil akıcı olmasına rağmen edebi yönden eksik ve kitap içerisindeki pornografik betimlemelerin yoğun olması okumayı zorlaştırıyor.
16 yaşındaki bir genç kızın ailesinin ilgisizliği, arkadaşları, duygusallığı, aşkı aradığı bu sırada cinselliği de vurgulayarak aslında mesaj vermeye çalışan ama basit bir okumada tam bir ergen kitabı gibi gözükecek yayın
Bence kitap çok cesurca yazılmış. Bence bunca olumsuz eleştirinin ve düşük puanın sebebi tamamen insanların kafalarının kısmen cahil düşüncelere sahip olduğunu gösteriyor. Bu kitapta baş karakter erkek olsaydı "amaaaaan ne olmuş sanki, ERKEĞİN ELİNİN KİRİ" düşüncesine sahip olan çok kişi olurdu. Halbuki o erkeğin kirlettiği el de bir kadın, keşke farkında olunabilse.

Ben yazarı gerçekten tebrik ediyorum cesaretinden dolayı. Bir zamanlar dünyada bir çok ülkeden boşuna satılmamış bu kitap. İçinden olumsuz görünen şeyler aslında ders niteliğinde olmalı bence. Neyse ki Melissa gerçek duygunun mutluluğuna varabiliyor.

Bence herkesin okuması, okuduğunda bir şeyleri kaybetmeyeceği bir kitap.
Bana hiç birşey katmadı. Açıkçası bu kitaptan hiç hoşlanmadım. Ortada bir olay yok bence bu kitapta. Sadece yazarın seks yaşantısı çok açık bir şekilde anlatılıyor. Bu da pek ilgimi çekmedi.
ağır cinsellik içeren bir kitap. bir insanın kendi hakkında bu kadar açık saçık bir kitap yazması çok ilginç gelmişti bana. kitabın inanılmaz bir sürükleyiciliği var. ama farklı bir yönde. bu kız nasıl kurtulacak merakıyla okumak istiyorsunuz kitabı..
Ergen zamanlarımda annemin fellik fellik benden kaçırdığı, benim okuyacağım diye direttiğim kitap. Annemle verdiğim bu savaşı okuyarak ben kazanmıştım. Ne kadar kötü bir kitap olduğunu kendi gözlemlerimle öğrenmiş oldum. Zamanının Popüler kültür dayatmasından başka bişey değildi.
Anımsadığım şu ki elden ele, dilden dile düşen bir kitaptı.. Gerçeğe yakınlaştırma çabası psikolojik yönüyle yetersizdir. Sonunda mutlu pembe yanaklar..
Bir dönem gençliğinin hayatını etkilediğini düşündüğüm kitaptır. Benim okuduğum ergenlik dönemlerimde bu kitap o döneme göre biraz fazlaydı ama şu an sosyal hayatın sanal olduğu teknoloji çağında nelerle karşı karşıya geldiğimizden kitap çok sıradan geldi gözüme :D . Ama benim kitabı okuduğum zamanlarda kızlar bu kitabı almaktan çekinir ve birbirlerinden ister öyle okurlardı. Birçok erkekte okuduğu kitaplar arasında hemen sayardı.
Evet, farkındayım, kendi kendimle sürekli bir çatışma içindeyim. Kimi zaman başkalarının arasına karışmayı şiddetle istiyorum ve bu bana iyi geliyor. Diğer günlerde ise istediğim tek şey evde yapayalnız, tek başıma kalmak
Ben aşk istiyorum. İçimdeki buzların erimesini, buzdan sarkıtlarımın çatlayıp kırılmasını, kalbimin eriyip akmasını, güzellik ve tutku nehirlerinde boğulmayı istiyorum.
Gittikçe kötüleşiyoruz,-Günlük. Savaşlar öldürüyor, depremler sonumuzu getiriyor, lavlar yutuyor ve aşklar bizleri aldatıyor

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
155
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756287293
Çeviri:
Nilüfer Uğur Dalay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Melissa: genç bir kız ve günlüğü.
Sevgi, aşk, kendine güven, arkadaşlık, cinselliğin keşfi, duygusal gel gitler, arayışlar ve kayboluşlar... Dürüst, açık, çekici, düşündürücü, insanın içine işleyen ve herşeyden öte cesur itiraflar...
İtalyada Susanna Tamaro'nun kitabı kadar satan bu kitap ailelerin çocuklarıyla konuşmadıkları, öğretmedikleri tek konudan bahsediyor:cinsellik

"Gözalıcı bir şekilde kendinden emin olan bu lise öğrencisinin itiraflarının yarattığı şok dalgaları hala gündemde."
The Times

" Çaresizliği açığa vuran, aslında acı dolu bir kitap bu; Melissanın neden kendini böylesine bıraktığını anlamak, derinliğini çözmek benim için kolay olmadı ancak beni yüreğimden yakaladı."
IlNuavo

" Çok büyük bir etkisi olan küçük kitap."
New York Times

Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi, İtalya'da 1.000.000 adet satıldı. İtalya,
İspanya, Fransa, Almanya, Amerika, Kanada, Rusya, Yunanistan, İngiltere'nin de aralarında olduğu 26 ülkede satış rekorları kırdı. Film hakları Francesca Neri tarafından alındı.


Melissa Panarello 3 Aralık 1985 yılında Sicilya Adasında bulunan Katanya kentinde doğdu. Dört yaşında yazı yazmaya başladı. Dokuz yaşında "Meleklerin Uçuşu" isimli bir roman yazmıştı. On iki yaşındayken Nazizmi anlatan yazısı ile Newspaper Game yarışmasında ikincilik kazandı. Okulu yarım bıraktı. Özel dersler alarak eğitimini sürdürüyor. "Max" ve benzeri dergilere yazılar
yazıyor.

Kitabı okuyanlar 1.097 okur

  • Okuyan Anne
  • Ayşe Boz Aktaş
  • Tuğçe Açıkgöz
  • Kılıç
  • Abdulkadir Karakoç
  • Mina Tomaç
  • Sergül Kato
  • yabancı
  • Kadir Temel
  • Merve Öz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.1
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%11.3
25-34 Yaş
%41.2
35-44 Yaş
%33.6
45-54 Yaş
%10.5
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.6
Erkek
%23.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.8 (16)
9
%5.8 (12)
8
%10.7 (22)
7
%10.2 (21)
6
%14.1 (29)
5
%12.6 (26)
4
%8.3 (17)
3
%11.7 (24)
2
%4.9 (10)
1
%14.1 (29)

Kitabın sıralamaları