Melissa P.

Melissa P.

Yazar
5.2/10
434 Kişi
·
2.217
Okunma
·
26
Beğeni
·
4.259
Gösterim
Adı:
Melissa P.
Tam adı:
Melissa Panarello
Unvan:
İtalyan Yazar
Doğum:
İtalya, 1985
İlk kitabı Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi 30 dilde 41 ülkede yayınlandı ve pek çok ülkede en çok satanlar listesine girdi, bazı ülkelerde de dağıtımı yasaklandı.Bu kitap, yazarın günlüğü şeklinde hazırlanmış bir kitaptı ve daha çok olaylar -özellikle de yazarın cinsel hayatı ve seks deneyimleri- üzerine kurgulanmıştı. 100 Fırça Darbesi, Yapımcı Francesca Neri’nin filmin haklarını almasıyla, beyazperdeye uyarlandı. Genç yazarın ikinci kitabı Nefesinin Kokusu ise Yusufçuk Gece Gelir adı ile ülkemizde yayınlandı. Bu kitap da günlük şeklindeydi, yazarın ilk kitabının basılmasıyla ünlü olmasından sonraki yaşantısını anlatıyordu. Bu kitapta ise genellikle olayların ruhsal boyutlarını inceliyordu. Melissa P. röportajlarından birinde, bu kitapları yazmadan önce Vladimir Nabokov'un Lolita'sını okumadığını açıkladı. Edebiyat çevreleri eleştirilerinde, Melissa P. kitaplarının ahenkten, fikirden ve vasat bir kitapta olması beklenen pek çok şeyden yoksun olduğunu, erotizmin estetikten bağımsız ve pornografiye kaçan bir üslupla işlendiğini, kitapların çok satmasında sanatsal değerlerinden daha çok izlenen stratejinin etkili olduğunu belirtmektedirler.
Elimde değil, karşımda hoşuma giden birisi olduğunda onu kışkırtmadan duramıyorum. Söylediğim ve söylemediğim her şeyle vuruyorum onu ve bu da kendimi iyi hissetmeme yol açıyor. Bu bir oyun...
"Hiç bir toprakta çürümek, fosilleşmek istemiyorum. Rüzgârın beni sürüklemesini istiyorum. Düzenlenmiş, sınırlandırılmış alanlar istemiyorum."
“Bir yandan da fena halde merak ediyorum, hatta fazlasıyla! Özellikle de erkek vücudunu çok merak ediyorum, çünkü öğrenebilmem için bu hak bana hiçbir zaman tanınmamıştır. Televizyonda açık sahneler olduğunda babam uzaktan Kumandaya atlar ve hemen kanalı değiştirir.”
“Günlük insanın kendini sevgiye açması, sevginin akışına bırakması, neden bu denli güç? Sevgisini güvence altına almak için sıvısını içmemin gerekli olduğunu bilmiyordum. Kendimi tümüyle ona vermemin yeterli olacağını düşünüyordum ama vermeye hazır olduğum o anda, vermek istediğim anda benimle dalga geçti, yüzüme güldü ve o biçimde kovdu. Aşkımı ifade etme isteğimden hiç söz edilmedi bile. Aslında yapamayacağımı sandığı şeyi deneyebileyeceğimi, ne kadar inatçı olduğumu ve başarabileceğimi bilmiyor.”
155 syf.
·Puan vermedi
(Bu yazıda sizi rahatsız edebilecek bazı hassas konulara girilmiş olabilir.)
Bu kitaba yorum atanlara bakarsanız çoğunda “İçinde cinsellik barındıran boş bir kitap. Okumazsanız hiçbir şey kaybetmezseniz .” gibi laflar ederken kitaba bir puan atan kafasını kuma gömmüş insanlar görürsünüz. Ben bu tarz laflar ederek kafamı kuma sokmayacağım. Üzülerek söylüyorum ki yazar kimsenin konuşmadığı bazı gerçekleri bu kitapta haykırmış. Ergen dediğimiz çocukların ne hallerde olabileceğinin bir örneği sadece bu kitap ama ne yazık ki anne babalar ya saf numarası yapıyorlar ya da gerçekten anlayamıyorlar. Her anne babaya göre çocukları en zeki ve en masum kişiler. Ama anne, babalar size bir itirafta bulunayım çocuklarınız sandığınız gibi masum değil. 13 yaşındaki bir çocuk artık her şeyi idrak etmeye başlıyor ama anne ve babalar hala çocuklarını hiçbir şeyden haberi olmayan bir çocuk olarak düşündüklerinden çoğunlukla çocuklarıyla bazı meseleleri ciddi bir şekilde konuşmuyorlar. Bu sefer 13-19 yaş aralığındaki çocuk ne yapıyor? Çevresinden gördüklerini o çevreye sırf kendini kabul ettirebilmek için yapmaya çalışıyor. Şuan gidin bakın orta okul ya da liseye giden çocuklara. Neredeyse çoğu sigara içmektedir. Anne babalarının öğlen yemek yemesi için verdiği 3 kuruş parayı aç kalma uğruna sigaraya yatırır. Parası olmadı mı sigara içemediğinden elleri titrer ve etraftan sigara dilenmeye başlar. Her akşam eve giderken de ana babası anlamasın diye üstüne parfüm sıkar. Ağzına da sakız atar öyle eve gelir. Zaman zaman ailesine yakalanmamak için o parfümü ağzına bile boca edebilir.
Şuana kadar anlattıklarım belki masal gelebilir ya da yok canım benim oğluşum, biricik kızım böyle bir şey yapmaz diye düşünebilirsiniz. Siz böyle düşüne durun ben kafamdan uydurduğum senaryoya devam edeyim.
Eve gelen çocuk doğruca odasına gider. Bilgisayarını açar ya da telefonunda takılmaya başlar. O zımbırtıların başında fazla durmadıktan sonra sorun yoktur. Çünkü anne ve babaları sadece çocuklarının dersleri kötüleşmeye başladıklarında o zımbırtıları ellerinden alır ya da o bilgisayarın başında oturması için bir limit koyar. Anne ve babaların bunu yapması da güzel bir şeydir ama neden bir de çocuklarının o aletlerin başlarında ne yaptıklarını sorgulamazlar? Oturup çocuk o bilgisayarda mario ya da bilgilendirici belgesel izlemiyor sonuçta. Acaba ne yapıyor çocuğunuz o bilgisayarlarda? Belki de aynı kitaptaki çocuğun başına gelen gibi 30 yaşlarındaki bir adam çocuğunuzu kandırıyor olabilir? Siz ise çocuğunuz odasında güvenle oturuyor sanabilirsiniz. Ya da daha 14 yaşındaki çocuğunuz izlemek istediği diziyi açtığı internet sitesinin çevresindeki reklamlarla bahis siteleriyle ilk tanışmasını gerçekleştiriyor. Tabi bu arada tek bahis siteleriyle tanışmakla kalsa iyi cinsel içerikli sitelerle de tanışması da fazla geç olmuyor çocuklarınızın. (Tabi internet olmasa da çevresi, arkadaşları da yeterli olacaktır bazı kötü alışkanlıklara başlaması için.)
Belli bir süre sonra Mervelere ders çalışmaya gidiyorum yalanları atılmaya başlıyor anne babalara aynı kitapta olduğu gibi. Ebeveynler doğru düzgün sorgulamıyor bu durumu. Çocuk evden çıkıyor ve karşı cinsinde bulunduğu bir evde arkadaşlarıyla toplanıyorlar. Anne babalarının saf zannettiği çocukları aynı kitaptaki gibi daha o yaşlarında karşı cinsle her türlü işi yapmaya başlayabiliyor. Tabi bu arada çevresine göre bazı yerlerde içkiye bazı yerlerde ota b.ka bulaşabiliyorlar. Bazısı için bu senaryo gazetelerin 3. sayfasında “Çakmak gazı çeken liseli genç öldü.” gibi haberlerle son bulabiliyor.
Bu anlattığım olaylar ise her türden ailenin çocuğunun başına gelebilir. Ailenin gelir düzeyinin yüksek olması ya da ebeveynlerinin en iyi işlerde olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Hatta bu durumun ülkesi bile farketmiyor. Kitapta geçenler İtalya’dandı. Benim anlattıklarım da Türkiye’den. Her ikisinde de mağdur olan çocuklar, gençler.
Her çocuk bu dediklerime bulaşmasa bile en azından bu tarz olayların olduğu ortamlara girmek durumunda kalıyor. En iyi dediğimiz çocuk bile en sonunda bazı şeylerden etkilenebiliyor. Çocuklarımızdan bu tip durumlarla karşılaşmadan önce oturup onlarla konuşmalıyız ki neyin doğru neyin yanlış olduğunu baştan idrak edebilsin.
Bir de kitapta da baş karakterimizin de üye olduğu arkadaşlık sitelerinden bahsetmek istiyorum. Günümüzde bu tarz sitelerin ismi Tinder gibi uygulamalar oldu ve bu tarz uygulamalara uzaydan insanlar üye olmuyor. Senin, benim gibi diyeceğin bir sürü insan üye. Ve buradaki ahlaksızlıkta kızı erkeği farketmiyor. Yakışıklı bir erkek fotolu ya da güzel bir kız fotosu ile bir hesap açın, anında size bir sürü iğrenç fotoğraflar, videolar gelecektir. Bu fotoğrafları, videoları atanlar da sadece hırlısı hırsızı değil. Normal hayatta belli bir statüde olan insanlar da bu tarz olaylara karışabiliyor. Ne üzücü bir durum değil mi? Ne yazık ki insan çoğunlukla kötüye meyilli olduğu için kimliğinin ifşa olmayacağı en ufak durumda o insandan beklemeyeceğiniz hal ve hareketlere bürünebiliyor. Aynı Dr Jekyll ile Bay Hyde kitabındaki toplum içindeki statüsü yüksek doktorun kendini farklı bir insana dönüştürmesiyle bir anda kötü bir insana dönüşebilmesi gibi. Kitapta da zaten baş karakterimiz ara ara bu durumdan fazlasıyla dert yanıyordu.
Daha anlatılacak söylenecek çok şey var ama burada kesiyorum. Bazılarınız abartma yahu diyecek kitaptakiler de kurgu senin anlattıkların da abartı diyecekler ama maalesef kitabın çoğu bildiğim kadarıyla gerçek. Anlattığım ve anlatamadığım daha bir sürü şey de çevremdeki gözlemlerime dayanıyor. Çocuklara üzülüyorum. Ebeveynlerine ise kızıyorum. Keşke çocuk yapmak bu kadar kolay olmasa da bu kadar genç heba olmasa. Yok mu dostlar bu gençleri kurtarmanın bir çözümü?

Neyse yahu lafı uzatmadan iyi nesillerin yetişmesi ümidiyle herkese kucak dolusu selamlar.
http://ahmedyasirorman.blogspot.com.tr/...darbesi-melissa.html
155 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Anlayamadım... Kitap güzeldi arkadaşlar. Genel olarak kitap ne kadar eleştirilse de bu eleştirilerin, "olması gereken" şekilde olmadığına inanıyorum. Anlatılanların libidolarımızı harekete geçirdiği ve bu durumda da kadınları sosyal ortamlarda kızdıran bir durumun varsıllığını ispat eden bir kitap. Orgazm olmaktan, sexten, arzulamak ve arzulanmaktan korkan toplumsal kalıpların gereği olarak yapılan acımasız yorumları okuyunca, şaşırmadım tabi ki. İşin garip tarafı yazarın cesaretine hayran kaldım. Çünkü içimizde böyle yazarlar yok denecek kadar yok işte. Neyse.

Kitaptan anladığım...

Aile içi yaşamın, özellikle ebeveynin çocuk üzerindeki etkisi doğrultusunda çocuğun kronik depresyon yaşaması, ailenin bunu fark etmemiş olması, yine çocuğun sevgi açlığını kendisini keşfederek cinsel sapkınlıklara yönelmesiyle doyurması kitabın özeti niteliğindedir. Yazar kendisini olgun ve iyileşmiş bir insan olarak "yaptıklarını" acımasızca eleştirirken, biz onun namussuzluk yaptığını görüyoruz. (: komik.

Melissa, toplumumuzda sapık diye yaftalanan insanların örneğini yansıtır. Aslında herkes içinde bir Melisa barındırır. Fakat bizler Ego denetimini ve kontrol mekanizmasını bilişsel altyapımızda sağlamlaştırmışızdır. Eğer ortada bir suçlu varsa da bunun nedenini ailesine bağlıyorum. Bence Melisa çok iyi bir anne olurdu. Çünkü kendi eğilimlerininin sonucunu, ailesine bağlarken, onlara kızmıyordu. Çok ilginçtir. Ailesine kızmaması Melissa' nın aslında vicdan sahibi olduğunu ve kendisini kontrol edemeyen obsesif-nemfomania olduğunu (dürtülerine saplantılı cinsel eğilimli) gösterir. Super-ego' sunun hâlâ zarar görmemiş olması da Melissa' ya kızmama engel olan sebeplerdendir. Ana hatlar bakımından çok fazla cinsel konulara yer verilmiş. İçsel konuşmaların daha fazla olması gerekirdi. Ama bu durum Melissa' nın kitabının ufak tefek pürüzleridir kanımca.
Özellikle Türk toplumundaki her anne-babanın kendilerini sorgulayacakları bir kitap olması itibarıyla, "penisiyle düşünmeyen erkek evlat" yetiştirmek açısından da yararlıdır.

Dikkatle okuyunuz.
155 syf.
·6/10
Kendisine güvensiz, ailesinin gözetiminden yoksun, cinsellik adına birşey bilmeden başladığı kitabında kendisini saçma bir şekilde nempomani durumuna düşürmesi, bu durumundan iğrenmesi ve her gece yatmadan saçlarını 100 kere taraması şeklinde hayat örgüsünü anlatan Melissa P.'nin kitabı.
Bir şey katması için değil otobiyografi niteliği taşıması ve farklı yaşamları da görebilmek için okudum. Çok tartışılan anlatılanların kurgu yada gerçek olduğu mevzusu için kendi fikrim ise gerçek olduğu yönünde. Çünkü bu kadar utanç verici olayı gerçek dahi olmadan kimsenin durduk yere yazıp kendini ifşa edebilecek cesarette yada akılsızlıkta olduğunu düşünmüyorum.
Sonucunda arınma halinde Melissa P. yi bırakıp, cinsel bilgilendirmenin ve ailenin öneminin boyutlarını görüp kitabı sonlandırıyoruz.
155 syf.
Evet kitabın edebi bir değeri yok, doğru, ama içerik olarak boş bir kitap değil. Önyargılarınızı bir tarafa bırakıp okursanız eğer, aslında çok şey anlattığını fark edersiniz.
Melissa genç ve güzel bir çocuk. Henüz 15 yaşında ve bence genç kız bile degil. Cinselliği keşfetmiş, fakat sevgi ve ilgiye duyduğu açlık onu çok yanlış eğilimlere sevk etmiş. Aslında yanlış yolda olduğunun farkında ama kendini durduramıyor bi yandan da. Aile fazlaca ilgisiz bunu kitabın çoğu yerinde belirtmiş zaten. Sorun da zaten Melissa'nın sevgi arayışı ve bu arayış uğruna ruhunu ve bedenini paramparça ediyor.
İlgimi çeken bir nokta yazarın verdiği sözleri tutmaktaki kararlılığı, sonucunda acı çekeceğini, hırpalanacagını bile bile insanların isteklerini yerine getirmeyi kendine görev biliyor, bu çok dikkat çekici.
Neyseki kitap mutlu sonla bitiyor. Melissa aradığı sevgiyi buluyor.
Hiç bi ten bu kadar ucuz olmamalı!
Bu kıtap okurken size bişey kazandırmayacağı gibi; yıne okurken de bi çok şey kaybettırebılır. Anlatabıldım mı?
160 syf.
İnanılmaz derecede karışık. Olay zaman mekan herşey darmaduman kitaptan keyif alarak okumak için şizofren ya da bipolar olmak gerekiyor. Zaten zaman mekan kavramıyla alakalı olmayan günlük tarzında bi kitap
155 syf.
Gerçek bir duygu ile karşılaşma ve onu bulmaya çalışma isteği. İnsanın kendi kötü içgüdülerinin yönlendirdiği karanlık bir yol.Bataklık, yabani otlar, vahşi hayvanlarla dolu, yıldızsız, korkutucu, derin, yeşil tonundan, umut renginden eser kalmamış grileşmiş bir orman.
Yol sonunda parlayan bir ışık, umut, sevgi, aşk, duygu ve sahipleme hissinin var olduğunu gösteren.
İşte küçük kızın dünyasının özeti. Ön yargılı davranmadan önce özellikle ebeveynlerin ibret alma adına okumaları gereken bir kitap. İçeriğinde yer alan pornografik betimlemeler göz önünde bulundurulmadan okunmalı ki anlatılmak istenen anlaşılabilsin.
160 syf.
·1/10
melissa p. nin 2 ci kitabı anca bu kadar anlamsız anlatımsız bir kitap olabilirdi sanırım. okurken okadar hikayeler dışındaydım ki. olmamış bence ben begenemedim. konusu da ergenliğe hitap ediyor diyebilirim.
155 syf.
16 yaşındaki Melissa'nin sevgi eksikliğinden kendi kötü içgüdülerinin yönlerdiği yolda, erkeklerin cinsel istismar içinde kayboluşunu, sonrasında umut, aşk ve sahiplenme duygularıyla aydınlığa çıkma yolunda ilerlediğini günlük olarak ele alınmıs, ebeveynlerin ibret alma adina okuması gereken bir eser. Dil akıcı olmasına rağmen edebi yönden eksik ve kitap içerisindeki pornografik betimlemelerin yoğun olması okumayı zorlaştırıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Melissa P.
Tam adı:
Melissa Panarello
Unvan:
İtalyan Yazar
Doğum:
İtalya, 1985
İlk kitabı Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi 30 dilde 41 ülkede yayınlandı ve pek çok ülkede en çok satanlar listesine girdi, bazı ülkelerde de dağıtımı yasaklandı.Bu kitap, yazarın günlüğü şeklinde hazırlanmış bir kitaptı ve daha çok olaylar -özellikle de yazarın cinsel hayatı ve seks deneyimleri- üzerine kurgulanmıştı. 100 Fırça Darbesi, Yapımcı Francesca Neri’nin filmin haklarını almasıyla, beyazperdeye uyarlandı. Genç yazarın ikinci kitabı Nefesinin Kokusu ise Yusufçuk Gece Gelir adı ile ülkemizde yayınlandı. Bu kitap da günlük şeklindeydi, yazarın ilk kitabının basılmasıyla ünlü olmasından sonraki yaşantısını anlatıyordu. Bu kitapta ise genellikle olayların ruhsal boyutlarını inceliyordu. Melissa P. röportajlarından birinde, bu kitapları yazmadan önce Vladimir Nabokov'un Lolita'sını okumadığını açıkladı. Edebiyat çevreleri eleştirilerinde, Melissa P. kitaplarının ahenkten, fikirden ve vasat bir kitapta olması beklenen pek çok şeyden yoksun olduğunu, erotizmin estetikten bağımsız ve pornografiye kaçan bir üslupla işlendiğini, kitapların çok satmasında sanatsal değerlerinden daha çok izlenen stratejinin etkili olduğunu belirtmektedirler.

Yazar istatistikleri

  • 26 okur beğendi.
  • 2.217 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 240 okur okuyacak.
  • 26 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları