Onların ticareti hırsızlıktır. Siyaseti alışveriştir. Her şeyin alınıp satılması temel politikalarıdır. Düşünce, söz, iş, namus, vatan, kendi tanrıları -- hepsi iyi bir bedel karşılığında satılıktır.
-- Hepsi güzel kıyafetler giyerler: Ruhun asaleti, büyük fikirler, kahramanlık, insanların kardeşliği, vatana ve insanlığa sevgi gibi konulardan bahsetmeyi severler.
Milyonlarca insan aslında akıl ve maneviyat yönünden çok ilkel. Midelerini doldurmak için yaşarlar. Çalışmaktan nefret ederler. Benciller, ahlaksızlar, manen temiz değiller ama onları akıllı, eğitimli, kusursuz yaşam mimarları olarak kabul etmek hoşlarına gidiyor.
Krallar, bakanlar ve bütün diğer yöneticiler pohpohlanmayı severler. Bu kişiler kaba, zalim ve yırtıcıdırlar, ama halkın, kendilerini iyiliksever, bilge ve halkın babası olarak görmesinden hoşlanırlar.
Liselerde öğrenciler imtihanlar bittikten sonra bir araya gelerek, ders kitaplarını özel bir törenle yakıyorlar. Neden acaba, bunun anlamı nedir?
-- Çünkü ruhen ölü okullarımız öğrencilerin beynini canlı düşünceler yerine kuru ve sıkıcı okul kurallarının cansız tozuyla doldurmaktadır. Okullar öğrencilerde bilgilenme arzusu uyandıramamakta ve bilimsel yaklaşımını geliştirememektedir. Okulun temel görevi öğrencilerin bilimi anlamaları ve ona değer vermelerini sağlamaktır. Fakat okul bu görevini yerine getiremiyor.
-- Bilimsellik olmadan, bilim sevgisi ve bilgilenme arzusu olmadan ne bilim gelişir ne de bilgili insanlar ortaya çıkar.
-- Aynen bunun gibi sanatsallık ve sanat duygusu gelişmezse, güzelliğe ihtiyaç duyulmazsa sanat da olmaz