Gençlerin, sorularının, sorgulamalarının yoğunlaştığı beşinci başlık din-kültür ilişkisidir.
Yanlış din söylemleriyle dinî olanla kültürel olanı birbirine karıştırıyoruz. Elbette gelenek
önemlidir. Geleneği olmayanın geleceği de olmaz. Ancak bazen geleneği takdis ediyor; din
hâline getiriyoruz. Geleneğin nice unsurları din adı altında varlığını sürdürüyor. Oysa
hiçbir peygamber kendi kavminin kültürünü evrensel bir din kuralına dönüştürmemiştir.
Bir dine girebilecek en büyük bidat, peygamberin gönderildiği kavmin örfünü, âdetini,
geleneğini, kültürünü din hâline getirmektir. Vahyi, kültürün bir ürünü olarak okumak ne
kadar yanlış ise kültürü din hâline getirmek de o kadar yanlıştır. Akaidden olan nice
esasları terk ediyor, akaidde olmayan nice unsurları akaidin sabitelerine dönüştürüyoruz.
Dinin sabiteleri ile değişkenlerini, âdet ile ibadeti, yerel olanla evrensel olanı birbirine
karıştırıyoruz. Dinin yüklemediği sorumlulukları insanlara yüklemeye kalkıyoruz. Tüm bu
sebeplerle fıtrata bizden daha yakın olan gençler, fıtrata aykırı olan bu yükleri, din adına da
olsa haklı olarak taşımak istemiyor.