Kur’an, bir şeyin kutsiyetini ifade etmek için üç kavramı kullanır: mübarek, mukaddes,
haram.
Kur’an-ı Kerim’de beş ayette Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın mübarek olduğu açıkça
zikredilmiştir. Rabbimiz, “
َها
َر ْكنَا ۪في
اَب / Kudüs’ü mübarek kıldık.”136 buyurur. Rabbimiz, “ اَكن ْرَ
بَا
ُهَولْح / َçevresini de mübarek kıldık.”137 buyurur. Bir ayette ise “ن َمي۪
عَالَ
ْ
َها ِلل
َر ْكنَا ۪في
اَب / Kudüs’ü tüm
insanlık için mübarek kıldığını bildirir.138
Yûnus suresinde Kudüs’ün “قٍ
ِصدْ
“yurdu sadakatُ / مبَ َّواَ
139 olduğu ifade edilmiştir. Bu da sıdkı
ve sadakati koruma mesuliyeti yükler, bütün müminlere.
Hatta Kudüs, adını doğrudan kutsaldan alan mukaddes bir yerdir. Nitekim, Rabbimiz, Mâide
suresinde Kudüs’ü “َسةَ
ُمقَدَّ
ْ
ْر َض ال
َْلَ
ا / kutsal topraklar”
140 olarak tarif etmiştir.
Ayetlerden anlaşılıyor ki, bu kutsiyetin ve mübarekliğin gerekçesi, tarih boyunca insanlığın
bu mekânlarda vahiyle buluşması nedeniyledir. Neredeyse bütün peygamberlerin yurdu