Leigh ablacım, Shadow and Bone üçlemesini soluksuz okumuşum, keza Six of Crows da öyle. Çok sevdiğim Nikolai'ın kendi serisine başlarken senden beklentim büyüktü ama maalesef kendimi sayfa atlarken buldum. Tek tatmin olduğum kısım kitabın sonuydu galiba. O da karaktere olan sevgimden doğrusu, birkaç kitaptır Darkling'imizin eksikliğini hissediyordum. Eski karakterlere olan göndermeler, Nikolai ve diğerlerinin Alina hakkındaki diyalogları hoşuma gitti doğal olarak. Ancak kitap hakkında söylenecek çok bir şey yok, maalesef. Kötü değil ama sığ. Karakterin derinine istediğim kadar inmiyor, Zoya'ya daha çok önem verilmiş sanki. Şikayetçi olduğumdan değil, Zoya güzel yazılmış bir karakter ama kitabın ismi Yaraizi Kralı olunca Nikolai'ın geçmişine ve iç dünyasına daha çok değineceğini düşünmüştüm. Bir de Nina var, Six of Crows'da favori karakterimdi ama burada oradan oraya savrulduğunu ve Grisha kimliğini yavaş yavaş kaybettiğini gördüm. Evet belki de kafasını Matthias'ın öldüğü fikrinden uzaklaştırmak istiyor ama şu kızı Ravka'ya geri getir de artık evinde olsun ya. Vallahi yıldım. Neyse bakalım, geçiş romanı diyor ve kendimi sonraki kitabına saklıyorum. Bundan daha iyi olacağını umuyorum. Bu sürede seriyi baştan okuyabilirim sanırım. Alina'yı özledim doğrusu.