Dilay

7/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 00:00
Dostoyevski’nin yayınlanan ilk eseri olma özelliğini taşıyan kısa roman, 1846’da okuyucuya sunulmuştur. Henüz 23 yaşındayken, 1 yıl içinde bitirdiği bu roman sayesinde adını duyurmayı başaran yazar, Belinski’nin de beğenisi kazanmış ve ‘’yeni Gogol’’ ünvanını hak etmiştir. Genç yazarımız Fyodor Dostoyevski eserini ilk olarak ev arkadaşı ve yazar olan Grigoroviç‘e okutur. İnsancıklar, Grigoroviç‘in ruhuna dokunur ve bu eseri hemen ertesi gün yayımcı Nekrasov‘a götürür. Nekrasov gözyaşları içinde romanı bitirir ve ”Yeni bir Gogol doğuyor” diyerek dönemin ünlü eleştirmeni Belinski‘nin yolunu tutar. Belinski sert bir eleştirmen olmasına rağmen İnsancıklar’ı çok beğenir ve derhal bu genç yazarla tanışmak ister. Tanıştıklarında genç yazarımız Belinski‘den duymayı beklemediği şu sözleri duyar: “Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz!.. Bütün bu korkunç gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkan yok. Size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız!…” Hikaye, yaşlı memur Makar Devuşkin ve genç Varvara Dobroselova arasında yazılan mektuplar aracılığıyla anlatılır. Alt statüden bir memur olan Devuşkin, kıt kanaat geçinmesine rağmen kazandığı paranın çoğunu karşı binasında oturan akrabası Varvara’ya harcamaktadır. Belki de yaşından dolayı aşkını itiraf etmekten çekinen ana karakterimiz, mektuplarında sevgisini belli eden hitap şekilleri kullanıyor olsa da bunu dile getirmez. Birbirlerine sefil yaşamlarını anlattıkları, acı ve sitem dolu mektuplardır bunlar. Geçim kaygısı, 19.yy Rus memurlarının yaşadığı sorunlar ve yoksulluk o dönemin Petersburg halkının yaşamına ayna tutan nitelikte temalardır. Kendi halinde katip olarak çalışan alt tabakadan bir memur olan
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2022 00:00
Uzun zamandır okumak istediğim bir romandı Asilzade Yuvası. İnsanın içine umut tohumları eken, sonra fidanlar daha baş göstermeden çürümelerini izlediğiniz çiçeklere benzeyen bir tat bıraktı bende. Turgenyev'in dili oldukça yalın, ancak romanda teatral bir anlatım da söz konusu. Mutlu olmanın insanoğlunun hiçbir zaman tam anlamıyla ulaşamayacağı bir eylem olduğuna inanan yazarımız karakterlerinin kaderini de bu çizgide belirliyor. Roman boyunca psikolojik analizlerden çok karakterlerin kişilikleri hakkında bilgi vermeyi seven Turgenyev karakter analizlerini muhtemelen okurlarına bırakmak istemiş. Bu yüzden oldukça sakin bir havası olduğunu söyleyebiliriz. Çeşitli şanssızlıklar sebebiyle kavuşamayan Lavretski ve Liza'nın talihsiz aşk hikayesini okurken aklımda kavuşabilselerdi yine de tam olarak mutlu olamayacakları düşüncesi şekillendi. Evlenselerdi bile Lavretski'nin geçmiş travmaları yüzünden Liza'ya olan aşkının zamanla önemini kaybedebileceği ihtimalini görmezden gelemedim. Çünkü Lavretski, Liza'nın gençliğini, iyiliğini, saflığını seviyordu. Liza onu heyecanlandırıyor, diri hissettiriyordu. Ancak tanıştıkları an itibariyle Liza'nın iç huzurunun tepetaklak olduğu, kafasının bulandığı ve en sonunda çözümü kendisini herkesten izole edip Tanrı'ya adamakta bulduğunu düşünürsek, Lavretski'nin Liza'ya pek de iyi gelmediği sonucunu çıkarabiliriz. Yine de kitabı bitirdiğinde yüreğinizde bu iki karakter için bir sızı hissediyorsunuz. Turgenyev aşıkları kavuşturmasa da okuyucuyu yine de tatmin etmeyi başarıyor. Belki de Turgenyev haklıdır ve mutluluk imkansızdır. Ancak insanı diri tutan, her an nefes almaya teşvik eden şey de mutluluğun imkansızlığına rağmen çabalamaya devam etmek değil midir?
Asilzade YuvasıIvan Turgenyev · İletişim Yayıncılık · 2015193 okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 15:38
Bazı kitaplara tekrar döndüğünüzde onları ilk okuyuşunuzda tam anlamıyla sindiremediğinizi fark edersiniz. Kitabı ilk defa geçen yaz okuyup bitirdiğimde bir şeylerin tam oturmadığını hissetmiştim, sanırım doğru zaman bu yazmış. Rus edebiyatının ilk psikolojik roman örneği olan Zamanımızın Bir Kahramanı, bir düello yüzünden 27 yaşında yaşamını yitiren genç Mihail Lermontov tarafından yazılmıştır. Romanda nihilizmin, kaderciliğin, iyilik ve kötülük kavramlarının sorgulanışının ve varoluşçuluk anlayışının esintilerini bolca görmek mümkün. Öncelikle ana karakterimiz Peçorin'in diğer karakterlerde nefret duygusu uyandırması bende Dorian Gray beklentisi yaratmış olsa da, Peçorin karakterinin, Dorian'ın aksine salt bir kötülük örneği olduğunu düşünmüyorum. Özellikle kadınları manipüle etmeyi seven, duyguları bir çeşit eğlence aracı olarak gören, kendisine kimsenin fazla yaklaşmasına izin vermeyen oldukça dik başlı bir karakterden bahsediyoruz. Bu özelliklerine rağmen toplumda yine de saygınlık kazanabilmiş biri Peçorin. Karizma sahibi bir adam olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. İç dünyasını romanın son sayfalarında daha detaylı okuma fırsatı bulduğumuz Peçorin aslında nefreti, kıskançlığı, ve umutsuzluğu büyüme çağında öğrendiğinden bahseder. Alay edilmekten korktuğundan duygularını gizler, öyle derine gömer ki artık varlıklarını hissetmez olur. Bu yüzden kendini 'ruh yönünden sakat' olarak nitelendirir. Acınacak halde olduğunun farkındadır ancak egosu buna izin vermez ve başka insanların hisleriyle alay etmeyi tercih eder. Yine de oldukça nostaljik bir karakterdir, öyle ki geçmişin kendinde her daim acı uyandırdığını hissettiğinden dışarıya kendini vurdumduymaz bir adam olarak göstermeyi ister. Dışarıdan bakıldığında da bunu gayet iyi başardığı görülür. Zorla alıkoyduğu
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · Can Yayınları · 20175,5bin okunma
8/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
Kitabın kapağını açtığınızda uzun bir önsöz karşılıyor sizi. Önce kitabın çevirmenlerinin, sonra da Rus edebiyatının çok sevilen Oblomov'unun yazarı Ivan Gonçarov'un incelemesiyle başlıyoruz okumamıza. Dostu Puşkin'in de deyimiyle döneminin ''en akıllı ve okumuş şahsiyetlerinden''dir Griboyedov. Altı dil bilen, filoloji ve hukuk fakültesi mezunu, aynı zamanda piyano eğitimi aldıktan sonra matematik üzerine doktora yapmak isterken Napolyon'un Rusya Seferi dolayısıyla orduya gönüllü katılan genç bir aydından söz ediyoruz. İlerleyen dönemde Dekabristlerle adı anılan Griboyedov tutuklanır ve bir süre sonra tüm suçlamalardan beraat eder. Bizzat Çar tarafından İran'a gitmesini gerektiren bir görevle yükümlendirilir ve Tahran'a gider. Burada çıkan bir halk ayaklanmasında zavallı yazarımızın yaşamı oldukça trajik bir şekilde sonlanır. Barbarlar tarafından Rus Büyükelçiliği'nin tüm çalışanlarıyla birlikte vahşice öldürülür. Başsız cesedi pencereden elçilik binasına atılır ve kesilen başı bir kebabçı tarafından vitrinde gösteriye konulur. Cesedi üç gün boyunca Tahran sokaklarında sürüklenir ve daha sonra şehir çöplüğüne atılır. Puşkin, dostunun cenazesiyle karşılaşmasından Erzurum'a Yolculuk kitabında bahseder. En son İran'a gitmeden önce görüştüğü Griboyedov, elçi olarak gittiği Tahran'da cahil halkın, barbarların kurbanı olmuştur. Her ne kadar sonunun böyle olacağını tahmin edememiş olsa da Çar, Griboyedov'e bu görevi ceza niteliğinde verdiğini kabul etmiştir. Ve yazarın ölümünün ardından Akıldan Bela Rusya'da böylece yasaklanmış olur. Ancak bu, Rus halkının elden ele dolaşan kopyaları evlerinde saklamasına engel olamaz. Ayrıca komedya, dönemin aydınlarının da 'kırmızı el kitabı' olur. Bu eser dilimize yayınlandığı tarihten 60 sene sonra kazandırılır. Mehmed Murat tarafından
Akıldan BelaAleksandr Griboyedov · İkaros Yayınları · 2011139 okunma
Ah şu paranın gözü kör olsun.
Puan vermedi·88 syf.··
2021 23. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2021 00:00
Bir oturuşta çerez niyetine okunabilen bir klasik. Gerçek bir olaydan esinlenilmiş olması yürek burkuyor. Halk arasında hırsız ve sahtekar olarak tanınan gariban Polikuşka'mız, adını temize çıkarmak ve insanların güvenini biraz da olsa geri kazanmak adına toprak sahibi hanımının emriyle bir yolculuğa çıkıyor. Onu yarı yolda bırakan kötü talihi miydi yoksa eskimiş şapkası mıydı bilemiyorum. Yine de Polikuşka, bir şekilde hayatın sillesini yiyor maalesef. Kitabın ilk yarısıyla, ikinci yarısı arasında büyük bir ton değişimi var. İsminden olsa gerek, kitabın karakter odaklı olacağını düşünüyordum ancak ''lanetli para" teması daha çok öne çıkıyor. Ahlakçı ve katı realist yaklaşımıyla usta yazar ortaya güzel bir öykü çıkarmış. Bize de okuyup, derin bir iç çekip, takdir etmek düşer.
PolikuşkaLev Tolstoy · Can Yayınları · 20193,564 okunma