📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Shadow and Bone üçlemesinin sonuna gelmiş bulunuyoruz, dostlar. Baştan söyleyeyim, uzun mu uzun bir inceleme olacak. Birinci kitabı bitirdiğimde beraberinde diğerlerini de almadığım için pişman olmuş ve yeterlilik sınavımın da yaklaşmasıyla seriye ara vermek zorunda kalmıştım. Halbuki bana Rusça grameri ve klasik dünya edebiyatının arasında sıkıştığım bir dönemde "oh" çekmek gibi gelmiş, beni rahatlatmıştı. Bir arkadaş daha incelemesinde bahsetmiş, serinin ilk kitabını beğensem de fazla etkilenmemiştim ama son iki kitabı bitirene kadar uyuyamadım. Ciddiyim, son kitabı öğlen okumaya başlayıp sabah dört sularında bitirip uyudum. Grishaverse geniş bir evren ve sevilen YA (Young Adult/Yetişkin Edebiyatı) roman yazarlarının da (Rick Riordan ve Veronica Roth) desteğini almış yazılma sürecinde. Ülkemizde fazla bilinmese de dünyada hatırı sayılır bir popülaritesi olan bir seriden bahsediyoruz. O yüzden hakkını vermek gerekiyor, Leigh Bardugo'nun usta karakter yaratıcılığının eşliğinde gayet keyif alınabilir bir seri. Şimdi gelelim son kitabın incelemesine, SPOILER uyarımızı da yapalım.
Kitabın böyle bitmesini beklemiyordum. Gerçekten. Darkling'in (Evet, Karanlıklar Efendisi demeyi reddediyorum çünkü bu çeviri karaktere hakkını vermiyor), bir şekilde yenilmesi gerekiyordu ama Alina'nın, göğsüne Malyen'in kanı bulaşmış bir bıçağı saplamasıyla öleceğini düşünmemiştim. Dramatik bir son olduğu kesin, özellikle ölürken katilinin gözyaşlarını silip kendisinin ismini söylemesini ve onu yalnız bırakmamasını istemesiyle en sevdiğim villian ölümleri arasına girdi. Darkling zaten başından beri çok iyi bir villiandı. Soğukkanlı, karizmatik ve kararlı olması onun genel "kötü karakter" sınıfına koyarken, onu diğerlerinden ayıran şey gereksiz yere kan dökmemesi oldu. Alina'yı acımasız ve
Bu kitabı ilk okuduğumda yaş olarak Charlie'den daha küçüktüm. Filmiyle birlikte benim için çok özel bir yere sahipti bu kitap. Fakat o zamanlar yaşımın da getirdiği saflık ile önemli birçok noktayı kaçırmışım.
Kitabı en son okuduğumdan beri geçen bu yıllarda Charlie'ye ne kadar benzediğimi görmek beni çok şaşırttı. Her şeyi çok düşünen, hissettiği yoğun duygular karşısında çoğu zaman ağlamamak için savaş veren Charlie hikayesini anlatırken sayfalarda kendimi buldum. Her karakter çok gerçekçi ve insan mutlaka kendinden bir parça buluyor.
Şu an yaşım hepsinden daha büyük ve tıpkı bana olduğu gibi onlar için de her şeyin yoluna gireceğini söylemek istiyorum hepsine. Özellikle de Charlie'ye. Onun mutlu olmasını çok istiyorum.
"Ama o andan sonra, Hermione Granger arkadaşları oldu. Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte."