Bir hissin, bir emr-i vicdânî ve i'tikâdînin terbiye ve
tenmiyesinde, devâm ve bekâsında filin pek büyük te'siri vardır.
Binaenaleyh ibâdât ile evâmire fiilen imtisâl ile ne derece mesgûl
olunursa itikâdât ve vicdâniyyâtımız da o kadar kuvvetli, o derece
metin, o nisbette temiz olur. Ibâdette gösterilen zaf ve lâkâydi
nisbetinde i'tikâda da zaf ârız olur. Mademki böyledir, itikadın
kuvvetli kalması için ibâdât ve tâata devam ve ferâiz-ì İlâhiyyeye
riâyet olunmak icâbeder. Ferâiz-i làhiyyeyi, evâmir-i diniyyeyi
icrâda büsbütün tekâsül gösteren şahıslardan hakiki hissiyât-ı diniyyenin kesb-i za'f etmesi ve bilâhere zevâl bulması pek muhtemeldir. Çünkü ef'âlin hissiyâta te'siri bur emr-i muhakkaktır.