Kitap satın almak bir ailenin asli harcamalarından sayılmalı. İnsanlar mesela avizeleri, türlü türlü masaları, çeşitli mobilyaları, perdeleri ve buna benzer bazı süs eşyalarını veya lüks eşyaları satın almadan önce kitabı düşünmeli, önce kitap satın almalılar. Evdeki ekmek, erzak ve geçimlik eşyalar nasıl zorunluluksa kitap da öyle zorunlu görülmeli kısaca kitapla dost olunmalı. Eğer kitapla dost olunmazsa İran toplumu hak ettiği hedefine ulaşmaya ulaşamayacaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Muhafazakar bir gazetede İran'la eğitim anlayışının çok tehlikeli olduğunu söyleyen bir yazı okumuştum. Oysa hiçbir ülkeyle eğitim alışverişi tehlikeli olamaz. Amerika ve Avrupa Soğuk Harbi'nin en beter zamanlarında Rusya'ya öğrenci gönderdi, okuttu. Hatta arşivleri de karşılıklı inceleyerek belge teati ettiler. Türkiye'de ise en batıcı geçinen kurum olan Dışişleri Bakanlığı bu gibi burs talepleri kendilerine sorulduğunda "Aman komünist olurlar" diye sümen altı ediyordu Bu gayet iptidai bir zihniyettir. Türkiye dışarı açılmak zorundadır. Açılmadığı ve öğrenemediği takdirde historiografiyi deşemez.
Türkler tarih yapar tarih yazmaz. Fakat mesela Macarlar, Almanlar, Ruslar hatta İranlılar tarih yazarlar. Bunun iktisadi gelişmişlikle alakası yoktur. Biliyorsunuz, İran Türkiye'ye göre iktisadi bakımdan çok daha geridedir. Kırlarla kentler arasında müthiş fark vardır ama İran, Türkiye ile mukayese edilmeyecek kadar edebiyat tarihi ve tarih kültürü olan bir memlekettir.