Hiçbir beyan öykü kadar tarihi açıklayamaz. Tarih konusunda sanat dışı bir dil kullanmak 3000 metre yükseklikten şehrin fotoğrafını çekmek gibi bir şeydir. Doğal olarak şehrin sınırları ve yolları belli olur. Ama insanların orada ne yaptıkları belli olmaz iyiler mi, kötüler mi, fakirler mi, zenginler mi, rahatlar mı, uykudalar mı, tartışıyorlar mı, oynuyorlar mı kesinlikle bilinmez. Tarih o tepeden, 3000 metre yükseklikten çekilen ve bize gösterilen bir fotoğraf gibidir.
Kitapla arkadaşlık yaygınlaşacak olursa artık kitap okuma bir vazifeden ziyade tatlı bir iş, durdurak bilmeyen bir ihtiyaç ve karaktere şekil veren bir araç olarak algılanacaktır. Bu durumda sadece gençler değil, her nesil ve her kesim kendi iradesiyle ve şevkle ona yönelecektir.
Bünyesinde belirli bir içerik barındıran en iyi öyküler tüm bu konulara sahip olup da kendisini belli ettirmeyen öykülerdir. Eğer siz öyküde bir noktayı şişirir ve konunun nereye gideceğini fark ederseniz, bu öykü artık öykü olmaktan çıkar.