Yeryüzünün tüylerinin diken diken olduğu, gökyüzünün karardığı, facirlerin zulmü sebebiyle karada ve denizde fesadın yayıldığı, hayır ve bereketin azaldığı hatta yok olduğu, hayvanların cılızlaştığı, zalimlerin fısk-u fücuru sebebiyle yaşamın bulanıklaştığı, gün ışığının ve gece karanlığının çirkin ameller ve dehşet verici fiiller yüzünden ağladığı, insanın her yaptığını kaydeden meleklerle onu nöbetleşe koruyan bekçi meleklerin fuhşiyatın çokluğunu, çirkin şeylerin ve günahların hakimiyetini Rabblerine şikâyet ettikleri bir zamanda yaşıyoruz. Vallahi bütün bunlar, bulutları bir araya toplanmış bir helak selinin uyarıcısı, karartısı çökmüş bela gecesinin habercisidir.
Bazen bir meseleyi bir türlü çözemiyorum. Bin veya daha fazla Allah'a istiğfar ediyorum. Sonunda Allah bana o bilginin kapısını açıyor. Bazı zamanlar boş alanlara giderek yanağımı toprağa sürüyor ve "Ey Ibrahim'e ögreten! Bana da ögret." diyorum.
Şeyhülislam ibn teymiyye
Şurasına pek ziyade şaşılır ki, müslümanım diyen! bazı adamlar bütün matbuatın gözü önünde Müslümanlığın kanunlarını küçük düşürerek dinden çıktığını suç saymaz da dinden çıktığının kendisine söylenmesini suç ve kabalık sayar. Dine tecavüz edilecek, fakat «Din'e tecavüz ettin.» denilmeyecek. Ne insaflıca bir mantık (!).. Din itirazdan masun değil, dine tecavüzden itirazdan masun!... O derecede ki, bu tecavüzü en normal, en mantıklı bir lisan ile tenkid mevkiine koymak, «taassub», «cehalet», «gericilik», «kabalık», «tekfir», isimleriyle yasaklar altında!.. Dine tecavüz ise «irfan», «terakki». «münevverlik gibi parlak ve teşvikkâr isimlerle tamamen serbest.