1000Kitap Logosu
Mustafa Sabri Efendi
Mustafa Sabri Efendi
Mustafa Sabri Efendi

Mustafa Sabri Efendi

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.2
193 Kişi
313
Okunma
93
Beğeni
1.886
Gösterim
Tam adı
Şeyhülislâm Mustafa Sabri
Unvan
Türk Müderris, Şeyhülislam, Yazar
Doğum
Turhal, Tokat, Türkiye, 1869
Ölüm
Kahire, Mısır, 1954
Yaşamı
Tokat'ın Kat köyünde doğdu. Köydeki Asarkaya (Karabacak) ailesindendir.Çocukluğunda Pazar nahiyesinde Peşli Hoca’dan ders alarak eğitime başladı. Sonra Kayseri Medresesi'nde din eğitimi aldı. 1889 yılında Rüus imtihanını kazanarak Fatih Camii'nde din dersleri vermeye başladı. Beşiktaş Asariye Camii imamlığını yaptı. 1900 ve 1904 yılları arasında II. Abdülhamid tarafından huzur derslerine alındı. 1918 yılında II. Meşrutiyet'ten sonra memleketi Tokat'tan Osmanlı Mebusan Meclisi'ne milletvekili seçildi. Sevr'i imzalayan hükümet döneminde şeyhülislam olan Mustafa Sabri, Yıldız Sarayı'nda Vahdettin başkanlığında toplanan Meclis-i Âlî'de anlaşmanın kabul edilmesi yönünde görüş bildirenler arasındaydı. Milli Mücadele karşıtı olması nedeniyle ülkeye girişi yasaklanmıştır. 2 Mart 1954 tarihinde Kahire’de ölmüştür. Eserlerinden bazılarının isimleri şöyledir: 1-Dini Mücedditler 2-Yeni İslam Müctehidlerinin Kıymet-i İlmiyesi 3-Türkçe Kuran Meselesi 4-Meseleler Hakkında Cevaplar
İlker Türker
Hilâfetin İlgasının Arka Planı'ı inceledi.
190 syf.
·
2/10 puan
Kurtuluş Savaşı karşıtı Alemdar gazetesinde “İslâmın kilidini İngilizler koruyacak” diye yazdığı halde, güvendiği-sığındığı-mandacılığını savunduğu İngiliz İslamının kendisini koruyamadığı, mahkeme zabıtlarına göre İngiliz Ajanı bir vatan haini olan ve bu suretle asılan İskilipli Âtıf ile birlikte; Milli Mücadele düşmanı Teâlî-i İslâm Cemiyetinin kurucularından birisi...Mustafa Sabri Efendi... Fıkıh ve tefsir çalışmalarına ek olarak: tasavvufdaki nefs-i kâmile mertebesine ulaşma arzusunu(!) yalnızca Teâlî-i İslâm Cemiyetini kurarak değil, aynı zamanda İngiliz Muhipler Cemiyetinin de Fahri Başkanlığını yapıp önemli bir merhale kat ederek gerçekleştirmeye çalıştığını belgeleriyle bildiğimiz; hilafeti geri getirmek için Papa’sı XI. Pius'a mektup yazarak yardım dilenen; “Elimden gelse Türkleri Arap yaparım” diyen Kuva-yi Milliye ve Milli Mücadele düşmanı müellifin bu kitabında, Hilâfetin İlgası ile birlikte dönemin olayları konu alınmış. İlk bölüm; genel çerçevede yazarın ilmi, ahlakı, siyasi ve dini görüşlerini kapsamakta ikinci bölüm ise Kavmiyetçi Düşünceden Şer-i Mahkemelerin ilgâsına, bazı gazete demeçlerinin tahlilinden iç politika meselelerinin değerlendirilmesine kadar, ayet ve (Ağırlıklı olarak K.tis'a dan uydurulmuş) hadislerden misaller vererek, detaylandırılmış tahliller içermekte. Aslında kitabın ana fikri; geçmişte de bugün olduğu gibi hiçbir şekilde kitleleri, milletleri birleştirmeyen, çöküşü; tarihle, tecrübelerle ve Şerîf Hüseyininki gibi ihanetlerle sabit olan "ümmetçilik" hülyasının tekrar inşasına dayanıyor. Bu minval üzere rüya görenlere tavsiye edilebilecek, zihniyet itibariyle batırdıkları Osmanlıyı yeni devlete sirayet ettirmek için yoğun çaba sarfedilmiş, bir eser.
Hilâfetin İlgasının Arka Planı
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
11
• Muhayyîr •
Hilâfetin İlgasının Arka Planı'ı inceledi.
208 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Resmî tarih ile ilgili bilgilerinizi bir kenara bırakıp, şu kitabı okumanızı istirham ediyorum.. O kadar çok yalanlar ile dolu ki tarihimiz... İnsan’ın okudukça sinirleri bozuluyor, nefreti artıyor.. Hilafet öyle bir önemli şey ki, şuan onun olmayışının acısını bütün ümmet çekiyor.. Ama inanıyorum inşaAllah tekrardan bu ülkeye gelecektir evelallah!
Hilâfetin İlgasının Arka Planı
OKUYACAKLARIMA EKLE
47
Fâtih
Hilafetin Esasları ve Kemalistlerin Hilafet Düşmanlığı'nı inceledi.
360 syf.
·
8 günde
·
9/10 puan
Ondört asırlık bir makamın, Peygamber Aleyhisselam'ın emanetinin ortasından ikiye bölündüğü, din düşmanları ve batı mukallitleri tarafından pespaye hale getirilmeye çalışıldığı bir zaman… Ulema sınıfı susmuş, ya iktidarı ele geçirenler için dinlerini satmış, yahut ümitsizlikle kenara çekilerek susmayı tek çıkış yolu görmüş. Kimse ortaya çıkıp da "memleketin üzerinde tepinen" sarhoşlara "Durun, bu gidiş nereye!" diye haykırma cesaretine mâlik değil… Muhalifler ya boyun eğmeye, yahut ölmeye mahkûm (Ali Şükrü Bey mesela)… Ama şartlar ne olursa olsun, vaziyet ne kadar içinden çıkılmaz hale kalbolursa kalbolsun Allah'a ve ahiret gününe iman eden, bu dünyanın bir imtihan yurdu olduğu dolayısıyla burada kalmak için değil buradan geçmek için geldiğimizi fehmeden Müslümanlar kıyamete değin olacaktır. Ta ki yeryüzünde lailaheillallah diyen tek kişi kalıncaya kadar… Türkiye'de son yüzyılda bir şeyler oldu. Bu olan şeyleri birtakım kimseler tabii karşılayıp desteklediler. Hürriyet, müsavat, adalet, muasır medeniyetler seviyesi diye bir takım kavramların arkasına sığınanlar da oldu. Açıkca Allah'ın ve Resûlunun dinine savaş açanlar da… (Mesela Kuranı Hakim için ikra safsatası, Çankaya bizimdir Kabe Arabın olsun diyen zatlar gibi) Ancak şu hakikati fehmetmek gerek: 100 yıl önce bu fiilleri işleyenlerden hiçbirisi hayatta değil. Ve gözlerin yerinden fırlayacağı günde hesapları için bekliyorlar… Hilafet elden gitmiş, Sultan Vahdettin sürgüne mahkum kılınmış. Tedricen bu toprakları asıl var eden değerler reddedilmeye ve ihracına başlanmış. (Balıkesir Hutbesi ve Meclis Konuşması arasındaki fark her şeyi anlatmaya yetecektir.) Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi Mustafa Kemal'in gayesini anlar anlamaz muhalefete başlamış ve kalemiyle cihada çoktan hazırlanmıştı bile. Muazzam sıkıntılarla boğuştu, Müslüman devletler dahi ilk başta onu anlayamadılar. Mısır'da,Romanya'da,Yunanistan'da türlü eziyetlere katlandı. Ama kimsenin karşısında eğilmedi, kimseye dinini menfaat karşısında satmadı. Kalemiyle Kemalist devrimin surlarında ilk gediği açan O idi. Savaştı, yaralandı, iftiralara maruz kaldı, hain damgası yedi. İngilizlerle anlaşma yaptığı ilan edildi,Kurtuluş Savaşı'nın aleyhinde fetva verdiği iddia edildi. Bütün iddiaları kalemiyle paramparça etti ve tek başına Hilafetin yükünü yüklendi. Müslümanlar Şeyhülislamlarını terketmiş onu hıyanetle suçlamışlardı.Bir notunda "Müslümanlar açlık grevi yapıyorlar diye Gandhi'ye ağlaşıyorlar, Şeyhülislamlarının evinde yiyecek bir kuru ekmeği dahi yok" diyerek serzenişini dile getiriyordu. (Bunu kesinlikle hiçbir yazısında kullanmamış, öldükten sonra hususi notları arasında çıkmıştır, Abdulfettah Ebu Gudde'nin Safahat adlı eserinde geçmektedir) Şimdi Müslümanlar onu hayırla anıyorlar, kemalistler hala düşman ki olması gereken bu. Hak ile Batılın mücadelesi kainata değin sürecek, "İslam garip geldi garip gidecek, gariplere müjdeler olsun!" buyurmuştu Kainatın Efendisi. Müslüman Gençler! Kafanızı okuduğunuz edebiyat, sanat, felsefe, şiir kitaplarından kaldırın ve size Ümmet ve Hilafet şuuru verecek eserleri de okuyun. Bizden koparılan şeyin ne olduğunu bilmiyoruz daha. Okuyacağız, safları yaracağız, Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyenlere karşı Hakimiyet HAKKINDIR nidasını koparacak ve meclisimizde bu hakikatin baş köşede yer alacağı günler için çalışacağız! يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ "Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır." (Saf Suresi 8.Ayet) Ayetine iman eden Müslüman için ümitsizlik olamaz! Çalışma bizden tevfik Allah'tandır.
5
45