Zadur Rikab

Zadur Rikab
@_Mutemadi
Bir bedeviye denildi ki: Sana insanların sevgisini kazanacağın üç şeyi söyleyeyim mi? Bedevi dedi ki: Hayır.
İbn Teymiyye (rahimehullah) "el-Hameviyye'de (s. 554) kelâmcıların bu şaşkın âlimleri nitelerken şunları söylemiştir: "Onlara zeká verildi ama zekét (arınmışlık, temizlik) verilmedi. Onlara anlayış verildi ama ilim verilmedi. Onlara işitme duyuları, görme duyuları ve gönüller verildi ama Allah'ın ayetlerini inkar ettikleri zaman kulakları, gözleri ve kalpleri onlara bir yarar sağlama dı. Sonunda alay etmekte oldukları şey onları kuşatıverdi. (Ahkáf, 26) Kim bu hususları bilirse selefin kelâmdan sakındırmak, kelámcıları yerip ayıplaması sûretiyle nasıl bir uzmanlık, ilim ve ustalık ortaya koyduğunu görür ve hidayeti Kitab ve Sünnet'ten gayrısında arayanın Allah'tan ancak daha da uzaklaşacağını bilir."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anlatamadıklarımız..Bu Allah dostlarının sözüdür..(!)
İbnu'l Kayyım (rahimehullah) "es-Savâiku'l Mürsele de (3/1149) şunları söylemiştir: "Bir miktar ilme, fıkha, ibâdete ve zühde sahip olan; avam arasın da hayırla anılan, ilim ve din hususunda bir pay elde eden birçok kimsenin kafasını onların sözlerinden birçoğunun karıştırmış olması en büyük belalardan- dır. Sonrasında sözlerinin hak olduğunu ve sahiplerinin tahkik ehli olduğunu düşünerek söylediklerini kabul etmiştir. Sonra Allah'ın kelâmını, resûlünün kelâmını, ilim ve iman ehlinin sözlerini, şu şahısların söylediklerini, diğer mülhidlerin dile getirdiklerini işitmiş, zikri geçenlerin her birine mücmel olarak iman etmiş, iki tâifeyi de doğrulamış, iki tâifeden hangisinin yolunun hak olduğunu araştırmaya kalkmamıştır. Kur'ân'ı ve hadisleri duyduğu zaman Bu Allah'ın sözüdür, resûlünün sözüdür demiş, kendilerine hüsnüzan beslediği mülhidlerin ve ta'tîl ehlinin sözlerini duyduğu zaman 'Bu; ârif, muhakkik, meseleler üzerinde fikir yürüten, akıl ve delil sahibi kimselerin sözüdür demiş. âdemoğulları arasında en kâfir tâife olan mülhid vahdet-i vücutçuların söylediklerini duyduğunda bunlara itiraz etmek şöyle dursun 'Bu Allah dostlarının sözüdür ya da 'Velîlerin sonuncusunun sözüdür, bizim donanımımız bunu anlamaya yetmez' der.
Bir adam İbn Akil'e "Kelâm okumamı uygun görür müsün? Çünkü ben zekî olduğumu düşünüyorum." diye sordu. İbn Akil de ona şu cevabı verdi: "Din nasihatten ibarettir. Sen şimdi 'cüz'e yani cevher-i ferde bakmasan da. 'tafra'yı yani en-Nazzâm'ın tafrasını bilmesen de, 'hâller' aklına gelmese de. 'boşluk'u, 'doluluk'u, 'cevher'i, 'araz'ı, arazın iki farklı zamanda bulunup bulunmayacağını, kudretin fiille eş zamanlı mı yoksa ondan önce mi olduğunu. sıfatların zâta zaid olup olmadığını, ismin müsemmânın aynısı mı gayrısı mi olduğunu, ruhun cisim mi yoksa araz mı olduğunu bilmesen de bütün kusurlarına rağmen selâmette olan bir müslümansın. Ben sana Sahâbe'nin bunları bilmeden ve aralarında konuşmadan öldüklerini kesin bir şekilde söyleyebilirim. Bunları bilmekten yoksun bir imanla onlar gibi olmaya razıysan onlar gibi ol. Bugünkü kelâmcıların yolunu Ebû Bekr'in, Ömer'in ve cemaatin yolundan daha iyi görüyorsan seninki ne kötü bir inanç ve görüştür!"
Mürcie’lik hükümdarların sevdiği dindir..
Birçok insan, İslam şeriatını ve bu dinin açık olan hidayetini küçümsemektedir... Bu insanlar, önemli olanın uzuvların itaati, uzuvların dine bağlılığı ve dini sevmesi değil, kalbin itaati, kalbin dine bağlılığı ve dini sevmesi olduğunu söylerler. Bu, onları birçok ameli terk etmeye sevketmiştir. Kendileri- ne, şeriatın zahiri itaatlerinden yüz çevirmelerinin ve onu kü- çümsemelerinin nedeni sorulduğunda, önemli olanın kalp oldu- ğunu söylerler. Bu, şeytanın kullara olan vesvesesidir ve bu şekilde şeytan onları, dinlerinden alıkoymaktadır. Şüphesiz ki bu düşünce yayılmış olan büyük bir "İrca" saldırısı niteliğindedir. Bu saldırı, ümmetin göğsüne çökmüş olan tağuti sistemlerin imkânları ve güçleri ile desteklenmiş ve onlar için bütün kolaylıklar sağlanmıştır. Zira bu kötü ve batıl davadan birinci derecede faydalananlar, küfürlerinin meşrulaştırılması nedeni ile bu zalim tağutlardır.