Zamanımızdakilerin hali değişip durmaktadır. Onlardan kendilerine güvenilecek olanlar az kalmıştır. Az bir dünyalık karşılığında ya da kendisini görenlere sevimli görünmek için dinini satanlar çoğalmıştır. Mezhepler hakkında söylenen yalanlar artmıştır.
Şu hâlde kurtuluşu isteyen her müslümana vacip olan herkese meyletmemesi, her kitabı dayanak görmemesi, kendisine (Sünnet'e) muvafik olduğunu gösteren herkese yularını teslim etmemesidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İbn Teymiyye (rahimehullah) "Mecmûu'l Fetâvâ"da (28/231) şunları söylemiştir: "Kitab ve Sünnet'e muhâlif görüşlere sahip olan ya da Kitab ve Sünnet'e muhâlif ibâdetler ortaya koyan bidat önderleri de bu kapsamdadır. Zira onları onların hâlini beyan edip ümmeti onlardan sakındırmak müslümanların ittifa- kıyla vaciptir. Öyle ki Ahmed b. Hanbel'e 'Kişinin oruç tutması, namaz kılması ve itikâfa girmesi mi sana daha sevimlidir yoksa bidat ehli hakkında konuşması mı?' diye sorulmuş, o da şöyle cevap vermiştir: 'Kişi kalkıp namaz kıldığı ve itikâfa girdiği zaman bu sadece kendisi içindir. Bidat ehli hakkında konuştuğunda ise bu müslümanların tamamı içindir ve daha faziletlidir
el-Berbehârî (rahimehullah) "Şerhu's Sünne"de (86) şöyle demiştir: "Bil ki - Allah sana rahmet etsin- eğer insanlar sonradan ortaya çıkan işlerin ilk ortaya çıktığı zaman dursalardı, bu işlere bulaşmasalardı, hakkında Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den ya da O'nun ashâbından gelen bir eser bulunmayan konularda yeni sözler ortaya atmasalardı bidat diye bir şey olmazdı."