"Sanki bir gövdeydik" oysa diye geçirdi içinden. "Koskocaman bir gövdeydik; kimimiz kolu, kimimiz bacağı, kimimiz gözü, kulağı, kimimiz de eti, yüreğiydik bu gövdenin; yani buraların. Çok şey birbirimizindi, ortak dünyalarımıza ait şeylerdi. Ancak bunların dışında onların da özel dünyaları vardı, bizim de! Tuttu bizden olmayanlar, ortak olan şeyleri değil de, farklı şeyleri fısıldadı kulağımıza. Farklı şeyleri fısıldayarak, ortak şeyleri önemsiz görmemizi sağladılar. Farkında olmazsın hiç, ayağının altından zemin kayar; sen bu zemin önemli midir, önemsiz midir anlamazsın bile; aklına bile getirmezsin, parlak cilalı şeylerin peşinden sürüklenirsin. Bir yere gelirsin, bir de görürüsün ki çok şey elinden gitmiş ve geri dönemezsin de. İşte güçlüler, ortak olan şeyleri, bizi bize bağlayan değerleri önemsizleştirdiler; farklı olan şeyleri öne çıkarıp, beyinlerimizi yıkadılar. Sonra da yıkanan beyinlerimizle gövdelerimize hakim olamadık; her birimizi kaldırıp değişik yerlere savurdular. Şimdi kol bacağı, bacak elleri, ayakları arasa ne? Bul bakalım parçalandıktan sonra bulabilirsen!