Enes Saraç

Enes Saraç
@_N_S
Uyarım içimin sesine, varsın bozuk olsun pusula...
Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir.
Sayfa 359·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Nerede o eski mahalleler yahu~
Puan vermedi·144 syf.··
2020 6. kitabı
Ferhanağbi okuyucuları bilir, kendine has dili vardır, argodur. Fakat argoyu öyle bir elekten geçirir ki, tabiri caizse şak oturtur ve oraya o argodan başka uygun bir kelime bulamazsınız. Kazancı Yokuşu’nda bu dil en yüksek anlamıyla kullanılmış. Sadece bu değil, dil illaki İstanbul Türkçesi ile değil, lehçeden gelen kasıtlı yanlışlıklarla süslenmiş. Konumuza geçelim; mümkün olduğunca içerik belirtmeden paylaşacağım. Ferhanağbi kendine has üslubuyla bir mahalle yazmış gibi görünse de iş öyle değil. Bu kitap bir taşınma hikayesini değil, zaten orada oluşunuzu anlatıyor. Bakkalıyla, kasabıyla, manavıyla, andırgrand ve overgrand bakışlarıyla, bir şehri, köşeden, incelikli süzüyorsunuz izlenimi veriyor. Bir garip, bugünden ve bazı bölgelerden yerli yerince uzak bir mahalle. Kültürü koparılmamış, zaten o dönemin mahalle kültürüne ayak uyduran ve muhtemelen Taksim taraflarının insancıl son dönemini yaşayan bir yokuş. Saflıklarıyla gülünç, hinlikleriyle nefretsel bir hisse kapılıyorsunuz. Kalem aynı olunca şehrin içini az önce yazdığım gibi, mahallenin bir köşesinden, ara sıra kah çıkarım gökyüzüne, seyrederim alemi havasında, ara sıra kah inerim yeryüzüne, ulan yine seyreden benim! bakışıyla geçiriyorsunuz. Kitabın iç sızlatan bölümü, yarım kalmış anılar öyle bir serpiştirilmiş ki, okurken ister istemez üzülüyorsunuz. Mahalle kültürü öyle sarıyor insanı. Neyse, finale gelelim; Ferhanağbi okuyucuları için çok doyumsal, merak salıp okuyacaklar için yerinde bir kitap. Başlangıç için otobiyografileri olsa da, otobiyografilerden sonra başlanacak yegane kitaptır. Yarın Düşbükü’nde görüşmek üzere ~
1000Kitap
Kazancı YokuşuFerhan Şensoy · Ortaoyuncular Yayınları · 2007627 okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2021 03:39
Okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesi, belki de en güzeli. İki Şehrin Hikayesi, Paris ve Londra arasında çeşitli bağlantıları olan insanlar üzerinden ilerliyor. Okumaya ilk başladığımda kimin kim olduğunu, nerede olduğunu anlamam zor oldu. Fakat sonra herkes konumunu aldı, satırlar aktı ve gitti. 1700'lerin son çeyreğindeyiz. Fransız İhtilali ile yüzleşiyoruz. Paris sokakları kana bulanıyor. Halkın nefreti, bazı karakterlerin intikam hırsı beni çok ürküttü. Kişiler arasındaki ilişkiler kitabın sonlarında bile ortaya çıkabiliyor. Bazı şeylerin nedeni hemen açıklanmıyor. Kitabın içerisine öyle doğal yerleştirilmiş ki bunlar, bana açılan bir pencereden her şeyi izledim. O an orada olan sıradan bir kimse gibi. Doktor Manette, kızı Lucie, damadı Darnay, dostu Lorry, yardımcıları Pross. Doktor Manette, Fransa'da haksız yere yıllarca hapishanede tutulduktan sonra özgürlüğüne kavuşuyor ve Londra'da yaşamaya başlıyorlar. Kızı, Darnay ile evleniyor. Yolları bir şekilde Paris'e düşüyor. Korkunç bir sistem var Paris'te. Fransız İhtilali ve onun nefret yönü. Giyotine verilen isimler bile birçok şeyi anlatıyor aslında. Ve bir de Sydney Carton. Kendisinin unutamayacağım karakterler listesine ilk sıradan girdiğini söyleyeyim. Daha önce hiçbir karakterden bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Kitabın son paragrafları, bana göre en özel kısımdı. İki Şehrin Hikayesi, benim üzerine uzun uzun konuşabileceğim bir kitap. İncelemede neredeyse hiçbir şey diyemedim zira ilişkiler, sebepler önem arz ediyor. Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma