-Ben sürekli tekrarlanan pişmanlığı büyük bir ikiyüzlülük sayarım, dedi ciddi bir tavırla, o zaman pişmanlık kötü eylemlere verilmiş bir ödül gibidir. Oysa pişmanlık ruhunuzun Tanrı'ya adadığı bir bekârettir, o yüzden iki kere pişman olan kişi korkunç bir sahtekârdır. Korkarım ki bütün pişmanlıklarını günahlarını affettirceğini sanıyorsun.
"...Ama anlamamız gereken şu: Herkes dertte değil, herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alınacak, sınav geçilecek... Tenefüs ancak o zaman. Sen derdini çekmiş, dersini almışsın, şimdi artık ferahlama zamanı senin için. Öyle düşün. Selima Hanım'ın da sınavı buymuş, belki o da feraha gitmiştir" dedi.
Önemli olan nokta şudur: Eğer İslam özgürlük, bilim ve ekonomik gelişmeye maniyse, İslam toplumu geçmişte, yani Müslümanlar kendi inançlarının kaynak ve ilhamlarına bugün olduğundan daha yakın oldukları bir zamanda bu üç sahada nasıl öncü olmuştu? Bazıları cidden bu soruyu daha farklı bir biçimde sormuştur: "İslam Müslümanlara ne yapmıştır?" diye değil "Müslümanlar İslam'a ne yaptılar?" diye sorup suçu belirli hocalara, doktrinlere ve gruplara atarak cevap verdiler.
Batı'da bir kişi piyasada para kazanır ve bunu iktidarı satın almak veya etkilemek için kullanır. Doğu'da kişi iktidarı ele geçirir ve bunu para kazanmak için kullanır. Ahlaki açıdan ikisi arasında bir fark yoktur, ancak ekonomi ve devlet üzerindeki etkileri çok farklıdır.