Ey yalnızlık!
Ey yurdum yalnızlık!
O kadar uzun süre yabanıl yaşadım ki yaban ellerde,
göz yaşları içinde sana dönmemek mümkün değil!
Hadi tehdit et beni parmağınla,
annelerin tehdit edişi gibi...
hadi gülümse bana, annelerin gülümseyişi gibi...
Hadi de ki ; '' Kimdi o, bir zamanlar fırtına gibi esip uzaklaşan benden?
Kimdi ayrılırken şöyle seslenen : 'Uzun süre oturdum yalnızlıkta, unuttum susmayı !'
Bunu iyice öğrendin mi şimdi ?
''Ey Zerdüşt, herşeyi biliyorum;
çoğunluğun içinde bir başına, benim yanımda olduğundan daha terk edilmiş olduğunu da !
Terk edilmişlik başkadır, yalnızlık başka: Bunu öğrendin şimdi sen!
Ve insanların arasında her zaman yabanıl ve yabancı olacağını da:
Yabanıl ve yabancı olcaksın, seni sevseler bile;
çünkü her şeyden önce esirgenmek isterler!
Ama burada, yurdunda ve evindesin;
burada her şeyi söyleyebilir ve bütün sebepleri döküp sayabilirsin,
hiç bir şey gizli, inatçı duygulardan utanmaz burada.
Burada her şey sevgiyle yaklaşır konuşmana ve şımartır seni;
çünkü senin sırtında at koşturmak isterler.
Tolstoy şöyle diyor: "Bir erkeğin bir kadına verebileceği en güzel şey; ömrünün geri kalanında bütün kadınlardan vazgeçmiş olup, sadece onun için atan anlamlı bir kalp."