Özgürlüğün bilinmezliği, içerisini zaten bildiğin hapishaneden, cehennemden daha korkunç gelebilir bazen insana. Zihin tanıdık olanı sever Mina. Korktu mu, o korkusunu kullanıp kolaylıkla en bala döndürüverir kişiyi.
O hikayeyi yazan sensin. O hikaye ister yüzeyde olsun ister bilinçaltında; sana tekrar ve tekrar ve tekrar kendini yaşatır. Olan bir kere olur, hikaye her gün yaşanır tekrar ve tekrar. Ve bil bakalım her gün kim sana onu yaşatır? Kendin tabii.
Şükür diyor, şükür. Hiçbir şeyi hatırlamazsanız bile bunu hatırlayın. Ne olursa olsun şükredin. Neden? Çünkü şükrettiğin an, var olana odaklanıyorsun demektir, yoksunluk yok demektir.
Delilik kendini yitirmekse, ben işte tam bu halde değil miyim? Kafamdaki bu karmaşayı çözemiyorum. Çözemedikçe dış dünya ila daha da baş edemez duruma geliyorum. Yaşamın gürültülü bir kör kuyunun içinde, bu seslerle her gün daha da derine kaymaktan ibaret.