“Hikâyenin içinde hikâye…”
Kitaba başlayalı epey zaman olmuştu. Bitiremeyişimin sebebi ise tamamen bendim; yoğunluklarım, erteleyişlerim, belki de kendime ayırmadığım zaman…
Ama sonunda kitabı bitirdim. Ve şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Çok beğendim.
Olayların anlatılışı, dilin akıcılığı ve yazarın kendine has tarzı beni sayfaların içinde usulca gezdirdi. Hikâyenin içinde başka hikâyeler bulmak, karakterlerin ruhuna dokunmak tarifsizdi.
İyi ki tanıştım seninle Yeşim Monus.
Meğer okumaya ne kadar ihtiyacım varmış…
1/26
Zekaca kimseden aşağı değildi, dedi. Tertemiz billur gibi bir ruhu vardı.
Oblomov, sevgili ilya.
Kahramanımız bana göre en büyük sıkıntısı üşengeçliği diyebilirim. Adım atacak bir planı var ama hevesi yok desem doğru olur. Kitabı okurken artık bir şeyi de yapıver diyerek buluyordum kendimi. Keşke imkanım olsaydı da ne yapıyorsun artık diyebilseydim. Ama maalesef oblomovluk günümüzde yaygınlaşmaya başlıyor olarak yorumluyorum. Korkutucu geliyor!
#Tavsiyemdir. Kitap oldukça kalın olmasına rağmen çevirindeki başarı akıcı bir hale getirmiş. Sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın.