Bozkır, Kuş Ve Balık

·
Okunma
·
Beğeni
·
571
Gösterim
Adı:
Bozkır, Kuş Ve Balık
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051555409
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
“Ben, Mine Hekimhanlı. Bir hikâyem vardı, yazdım. Benim hikâyem, aslında sadece be­nim hikâyem değil. Herkesin hikâyesi. Hayatınızın aslında sizin hayatınız olmadığını öğrenmeye hazırsanız başlayalım. Özgürlük sandığınızın esaret, güç sandı­ğınızın en zayıf yan, cesaret dediğinizin en büyük korkaklığınız olduğunu öğrenmeye dayanabilecekseniz, buyurun başlayalım…” Bozkır, Kuş ve Balık bir kimlik romanı… Hayatları, benlik imajlarının büyük uçurumlarıyla örülmüş, birbirinden zor üç insanın kimliklerini arayışlarının ve birbirlerinde buluşlarının romanı. Yeşim Monus, ustaca bir kurguyla, okuyucularını büyük şehirlerin plazalarından bozkırın enginliğine götürürken, serin suların derinliğinden de güneşin yükseldikçe kanatları tutuşturan ateşine yaklaştırıyor. Yeşim Monus’un ilk romanı Bozkır, Kuş ve Balık’ta “hangi obanın ceylanı” olduğunu bulmaya çalışan genç bir kızın, en başta annesi olmak üzere, bütün çevresiyle olan ilişkilerini, şefkati, mutluluğu ve aşkı arayışını bulacaksınız.
320 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Yeşim Monus' un ilk romanı.... Uzun zamandır okuduğum romanlardan hiç bu kadar keyif almamıştım.. Harikaaaaa.....
Mine Hekimhanlı, Emin Avşaroğlu ve Azad......Bozkır, balık ve kuş.. Kurgu mükemmel... Dili Vedat Türkali' yi hatırlattı...
Mine; gerçeği öğrendiği andan itibaren kozasını parçalıyor... AVŞAR oluyor... İnsanın yaşadığı toplum ve kültürel yapısı, insani değerlerin en temel ilkelerinden DOĞRU olmayı sorgulamanın anlamsızlığı, söylenmek zorunda kalınan YALAN ile çalınan 20 koca yıl.....
Dedim ya kurgusu muhteşem, dili akıcı ve mutlaka okunmalı...
320 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Bozkır, oradan kopup gelmiş her insan için başlı başına bir çekim merkezi. O yüzden nasıl bir bozkır anlatıldığına dair merakım epey hızlı okumamı sağladı. Elbette burada paye bana değil Yeşim Hanım'ın üslubuna ait. Okumaya başlamadan önce roman karakterlerinden Mine'nin yaşı ile ilgili bir eleştiri okumamış olsam, bu duruma takılır mıydım diye düşünmedim değil. Ancak bence 20 yaşında olmasına rağmen 35 yaşında gibi düşünebilen insanlar var ve evet ufak tefek bazı noktalarda sırıtsa da, romanda aktarıldığı kadar iyi yetiştirilmiş bir kızın 20 yaşında da boyundan büyük laflar etmesi veya yaşadığı duygusal travmanın onu bir anda büyütebilmesi ihtimali es geçiliyor bence.

Romandaki aşkın bizden yana çok tarafı var. Ancak bozkır gibi delirtici boşluklar böyle aşkları anlatır ve yaşatır. Avrupai süslü aşklarda bu kadar dengesizlik görülmeyebilir ve/veya nefret ile aşk bu denli iç içe geçmiş olmayabilir. Kitabi okurken aşkın ve bu ilişkiyi tetikleyen bize ait toplumsal unsurların hepsinin farkına varmanızı sağlamış yazar. Kendinizi kâh Emin'i, kâh Azad'ı taraf olarak savunurken bulabiliyorsunuz. Kurgunun sürekliliği esnasında ufak bir kopmaya rastladım; ancak üzerinde durmaya değmiyor bile. Okurken roman sizi sardığı için "bırak şimdi onu sonu ne olacak" diyorsunuz. Ha kendime de pay çıkartayım, romandan romana geçiş yapıldığı anda doğru tahmin etmeyi başarmışım kitabın sonunu.

Yeşim Hanım daha fazla ve bu kadar uzun ara vermeksizin yazmalı. Türk edebiyatının etkileyici bir kalemi ve bize anlatacak çok daha etkili hikayeleri olduğu ama bunu sakladığını gösterir bir üslubu var.

Son söz; tavsiye edilir.
320 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap başlangıçta akıcı bir şekilde devam ederken daha sonra kitap içi kitap olarak adlandırabileceğimiz kısımda sıkmaya başlıyor. Ancak, kitabın içindeki kitabı bir amatör yazdığı için bu gayet doğal geliyor ve insan devamını merak ediyor. Bu iç kitap ilerledikçe akışkanlığı artıyor, bunun yanı sıra sürükleyiciliği de katlana katlana devam ediyor.

Neticede iç kitabın sonuna gelindiğinde artık okurun kafasında bir soru işareti kalmamış, bir çok düğüm çözülmüş olmasına rağmen okuru kendine bağlamayı başarıyor.

Neticede gayet başarılı sayabileceğim kitap okurlarını beklemekte. Bunun yanı sıra Sayın Yeşim Monus'un ikinci kitabı olan Çivit Mavisi de hikâye severler için güzel bir deneyim olacaktır.
320 syf.
·3 günde·1/10
Okuduğum en sıkıcı kitaplar listesi yapsam kesinlikle birinci sıraya bu kitabı koyardım. Yazar belli başlı kalıplara o kadar hapsolmuş ki kitap boyunca sürekli aynı şeyleri tekrarlayıp durdu. Her şeyden önce yazarın roman kahramanlarını kutsallaştırmasından hiç hoşlanmam bırak okur olarak ben karar vereyim. Kitap boyunca Azad akıllı, Azad güçlü, Azad şöyle, Azad böyle bu durum beni çok sıktı. Güçlü kadın kimdir? Bana göre Azad güçlü bir kadın felan değil düpedüz korkak, aşkının arkasında duramamış, doğduğu topraklarla yüzleşmek mücadele etmek yerine kaçıp gitmiş bir korkak, son derece zayıf bir karakter. Sert görünmeyi ketum davranmayı güç olarak empoze etme çabasına anlam veremiyorum. Aksine ağlayabilen gözyaşlarını saklamayan acı çekiyorsa bunu yaşamaya cesaret edebilen yani kendi olabilen insan güçlüdür bence Azad değil.
Kitabın konusuna gelecek olursak "Piraye öldü de aşkından dönmedi Nazım'a" klişesi bir roman olsa kesinlikle bu roman olurdu. Kadın adama çok aşık onun yediği zeytin çekirdeklerini saklayacak kadar aşık ama asla onunla konuşmuyor çok güçlü kadın ya konuşursa zayıf düşer felan(!)
Sonra yazarın aşırı taraf tutması çok sıktı beni. Azad şöyle, Azad böyle... Yav he he :/
Mine Hekimhanlı'nın yazdığı romanda kimin kim olduğu çok belli kitabın yarısına gelmeden sonunu anladım dolayısıyla zaten sıkıcı olan roman iyice sıktı. Sırf yarım bırakmamak için bitirdim. Berbattı.
Kitabın tek beğendiğim yanı kapak tasarımı sanırım.
Yoruldum... Bir vahşi kısrak gibi toynaklarını sertçe yere vurup şaha kalkmandan, tozu dumana katmandan, her an çekip gidebilecek gibi öfkeli, inatçı, gözü kararmış bir savaşçı olmandan!
Hani bazı tipler var. Havalı olacağım diye çabalar ve her şeyi o aptalca çaba öldürür, hatta adamı normalinden daha zavallı gösterir, nefret ederim ben onlardan.
Ben sana gönlümle gelirken, sen bana hep aklıyla karşılık veren o dik, o güçlü, o asi, o ellerinde mızraklar, oklar, yaylar, kılıçlar, kalkanlar olan kadın olmaktan vazgeçmedin. Bin kez söyledim, bana karşı aklını kullanma, gerek yok diye.
Tuhaf bakıyor bu adam. Gözleri filan tuhaf. Sever gibi, döver gibi, bin yıldır tanır gibi, beş dakika sonra hatırlamaz gibi.
Sen sokakta olsan, ben şiddetli bir yağmur gibi yağsam üzerine.. aksam saçlarından, kirpik uçlarından..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bozkır, Kuş Ve Balık
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051555409
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
“Ben, Mine Hekimhanlı. Bir hikâyem vardı, yazdım. Benim hikâyem, aslında sadece be­nim hikâyem değil. Herkesin hikâyesi. Hayatınızın aslında sizin hayatınız olmadığını öğrenmeye hazırsanız başlayalım. Özgürlük sandığınızın esaret, güç sandı­ğınızın en zayıf yan, cesaret dediğinizin en büyük korkaklığınız olduğunu öğrenmeye dayanabilecekseniz, buyurun başlayalım…” Bozkır, Kuş ve Balık bir kimlik romanı… Hayatları, benlik imajlarının büyük uçurumlarıyla örülmüş, birbirinden zor üç insanın kimliklerini arayışlarının ve birbirlerinde buluşlarının romanı. Yeşim Monus, ustaca bir kurguyla, okuyucularını büyük şehirlerin plazalarından bozkırın enginliğine götürürken, serin suların derinliğinden de güneşin yükseldikçe kanatları tutuşturan ateşine yaklaştırıyor. Yeşim Monus’un ilk romanı Bozkır, Kuş ve Balık’ta “hangi obanın ceylanı” olduğunu bulmaya çalışan genç bir kızın, en başta annesi olmak üzere, bütün çevresiyle olan ilişkilerini, şefkati, mutluluğu ve aşkı arayışını bulacaksınız.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Mehmet ERDEN
  • ekrem müftüoğlu
  • Ruh Adam
  • Özlem
  • Meltem Saatci
  • Homongolos
  • Özlem Özlem
  • Bilgehan Soner
  • Savcı Yukay
  • Tamer Sağcan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (6)
9
%8.3 (1)
8
%8.3 (1)
7
%16.7 (2)
6
%8.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%8.3 (1)