İnsan, aynı zamanda anlam arayan bir varlıktır. Bizleri dünyada biricik kılan, diğer varlıklardan ayıran, yaşantımıza anlam katan, heyecan veren şey anlam arayan bir varlık oluşumuzdur. Bulduğumuz anlamla dünyayı ışıklandırırız. Eğer o anlamı bulamamışsak dışarının ışıkları ne kadar parlak olursa olsun, iç dünyamızın kandilleri bir türlü yanmaz, zifiri karanlığın içinde yaşar gideriz.
Hayat bir yürüyüştür. Bu yürüyüşte zaman zaman tökezleyebiliriz çünkü hayatta hiçbir zaman kesin bir güvenlik veya kesin bir mutluluk hali yoktur. Ama şu bir gerçek ki hiçbirimiz ıstıraplarımızdan, yaşadığımız acılarımızdan ibaret değiliz. Zaman zaman mutluluğu elimizden kaçırıversek de bu onu sonsuza dek kaçırdığımız anlamına gelmez.
Kimi insanlar "dert mıknatısı" olarak yaşamaktan zevk duyar, etraflarındaki her türlü derdi üzerlerine çekerek hayatı ah vah etmek suretiyle yaşarlar. Omuzlarımızın kaldırabileceği yükten daha fazlasına talip olmak, kendimize yaptığımız eziyetlerden birisidir. Gücümüzün yettiği kadarını değiştirebiliriz ama değiştiremeyeceğimiz şeyler için kendimizi hırpalamamıza lüzum yoktur.